Bir aile terapistinin kaleminden…
Bazen çiftler seansa geldiklerinde, “Her şey bir anda oldu.” derler.
Oysa bilirim ki ilişkilerde hiçbir şey bir anda olmaz.
Kavgalar da öyle…
Bir kıvılcımın, uzun süredir sessizce yanmakta olan bir ateşi görünür kılması gibidir.
Evlilik dediğimiz bağ, büyük kırılmalarla değil, küçük sinyallerle konuşur aslında.
Fısıltılarla başlar, duyulmadığında çığlığa dönüşür.
Bugün o fısıltılardan söz etmek istiyorum.
GÖZÜN İÇİNE BAKMADAN SORULAN “İYİ MİSİN?”
Bir ilişkide en küçük sinyal çoğu zaman ses değil; bakıştır.
Artık bakışlar eskisi kadar uzun buluşmuyorsa, göz teması kaçıyorsa, fark edilmez ama ilişki sessizce uzaklaşmaya başlar.
Ses yükselmediği için önemsenmez…
Oysa tam da o an, bir bağ incelmeye başlamıştır.
GÜLÜMSEMENİN YERİNE GEÇEN KÜÇÜK İĞNELEMELER
Kimi zaman eşler birbirine espri yaptığını sanır:
“Her zamanki gibi geç kaldın…”
“Tabii canım, sen bilirsin(!).”
Ama gülümseme gözlere ulaşmıyorsa, bu artık espri değildir.
Bu, bitmeyen kırgınlığın dilidir.
Küçük iğnelemeler, büyük kavgaların sessiz başlangıcıdır.
Kimse çığlık atmadan önce içten içe incinmiştir.
AYNI EVDE İKİ FARKLI DÜNYA
Bazı evlerde kavga yoktur ama bir sessizlik vardır.
Konuşmalar zorunlu cümlelere dönüşmüştür:
“Faturayı yatırdın mı?”
“Çocuğu aldın mı?”
“Yemek hazır.”
Oysa evlilik görev ortaklığı değil, duygu ortaklığıdır.
Duygusal mesafenin bulunduğu yerde çatışma çoktan yürümeye başlamıştır.
GÖZ DEVİRMENİN ANLATTIKLARI
Bazen bir göz devirmek, bir iç çekmek, yüzün hafif buruşması…
Bütün bunlar sözlerden çok daha serttir.
Terapide sık duyduğum bir cümle vardır:
“Ben hiçbir şey söylemedim ki!”
Ama beden söylemiştir.
Bedenin söylediğini kalp çok iyi duyar.
KÜÇÜK İHMAL VE UNUTMALARIN BİRİKMESİ
“Çok bir şey istemiyorum, sadece hatırlamasını…”
Eşlerden biri böyle dediğinde bilirim ki mesele unutulan bir tarih ya da atlanan bir detay değildir;
mesele değer görme duygusunun zedelenmesidir.
Bir ilişkide büyük kırılmaları oluşturan, çoğu zaman büyük hatalar değil;
yıllar boyunca biriken küçük hayal kırıklıklarıdır.
KONUŞULMAYAN HER KONU BÜYÜR
“Boşver konuşmayalım.”
“Şimdi sırası değil.”
“Gerek yok büyütmeye.”
Bu cümleler çoğu zaman tartışmayı durdurur; ama sorunu değil.
Konuşulmayan her duygu küser,
küsen duygu kabuk bağlar,
kabuk bağlayan duygu bir gün taşar.
Çiftler o anı “ilk kavga” zanneder.
Oysa çatışma çok önce başlamıştır.
FISILTILARI DUYMAK, KAVGALARI ÖNLER
Büyük kavgalar aslında kimsenin bağırmak istemediği yerde çıkar.
Kimse kırmak istemez, kimse uzaklaşmak istemez.
Ama duyulmayan duygular bir gün anlaşılmayı talep eder.
İlişkiler büyük jestlerle değil;
küçük işaretlere gösterilen büyük dikkatle korunur.
Bir ilişki, en çok sessiz kaldığında konuşur.
Çoğu çift, kavganın kendisini sorun zanneder; oysa asıl mesele, kavganın çok öncesinde başlayan duyulmamış küçük kırgınlıklardır.
Eğer siz de ilişkinizde göz devirmeler, kısa cevaplar, mesafe, unutulan küçük talepler veya açıklanmamış kırgınlıklar fark ediyorsanız; bilin ki bu “bitti” demek değildir.
Bu, ilişkinin sizinle konuşma çabasıdır.
Hiçbir bağ kusursuz değildir;
ama her bağ, ilgilenildiğinde yeniden canlanır.
Unutmayın:
Her duygu, duyulmayı bekler.
Her ilişki, fark edildiğinde iyileşir.
Yorumlar
Kalan Karakter: