Bir anne bana bir gün şöyle demişti:
“Hocam, oğlum mühendis olacak. Çünkü mühendislik garanti meslek.”
O cümlede sadece bir meslek seçimi değil, bir korku, bir gelecek kaygısı, bir anne yorgunluğu vardı.
Ama aynı zamanda bir gerçek:
Artık çocuklarımızın geleceğini sevgiyle değil, korkuyla şekillendiriyoruz.
Anne babalarla yaptığım görüşmelerde en çok karşılaştığım tablo şu:
Birçok anne-baba, çocuklarını farkında olmadan kendi eksik kalmış hayatlarının devamı gibi görüyor.
Yarım kalmış hayallerini, gerçekleşmemiş umutlarını, başaramadıkları hedefleri onlara yükleyerek bir tür “yaşam telafisi” yapıyorlar.
Ama unuttukları bir şey var:
Çocuk, bizim kaldığımız yerden devam etmek için dünyaya gelmedi.
O, kendi hikâyesinin kahramanı…
Ben doktor olamadım, çocuğum olacak.”
“Biz zamanında zorluk çektik, onlar çekmesin.”
“Garanti bir işi olsun, yeter ki güvende olsun.”
Ne kadar tanıdık cümleler değil mi?
Ama farkında olmadan çocuklarımıza, sevgiden çok korkularımızı miras bırakıyoruz.
Onları sevdiklerimiz için değil, endişelerimiz için yönlendiriyoruz.
Kendi korkularımızın güvenli haritasını onlara yol olarak çiziyoruz.
Bugün birçok çocuk, sadece sınavlarla değil, ebeveyn beklentilerinin ağırlığıyla yarışıyor.
Bir çocuk doktor, mühendis, avukat olabilir ama iç dünyasında hâlâ “ben kimim?” sorusuna cevap bulamadıysa, o başarı bir maskeden ibarettir.
Çünkü başarı, başkalarının gözünde parladığında değil; insan kendi yüreğinde huzur bulduğunda anlamlıdır
Anne-babaların çoğu iyi niyetli.
“Ben çocuğum için en iyisini isterim” derken samimiler.
Ama unutmamak gerek:
İyi niyet, yanlış yöntemle birleştiğinde baskıya dönüşür.
Sevgiyle kontrol arasında çok ince bir çizgi vardır. O çizgiyi geçtiğimizde, çocuğu büyütmeyiz
onu kendi hayalimizin küçültülmüş versiyonu hâline getiririz.
Bazı anne-babalar çocuklarını sürekli yönlendirirken aslında fark etmeden şunu söylüyorlar:
“Ben senin yerinde olsaydım böyle yapardım.”
Ama o çocuk siz değil.
Sizin gibi düşünmek, hissetmek, yaşamak zorunda değil.
Çünkü her çocuk kendi kalbinin ritmiyle büyür.
Ve o ritmi bozan her müdahale, çocuğun benliğinde yankılanan bir sessizlik bırakır.
Bir proje biter.
Bir plan tamamlanır.
Ama bir çocuk, hiç bitmeyen bir büyüme hikâyesidir.
Bir proje hatasız olmalı; ama bir çocuk, hatalarıyla insandır.
Bir proje mantıkla yapılır; ama bir çocuk, sevgiyle anlaşılır.
Çocuklarımız geleceğimizse bırakın istedikleri mesleği seçerek mutlu olsunlar...
Yorumlar
Kalan Karakter: