Saadet Partisi Bahçelievler ve Bağcılar İlçe Kadın Kolları “Yeni Anayasa” yapım sürecini değerlendiren yazılı bir basın açıklaması yaptı. Saadet Partisi Bahçelievler İlçe Kadın Kolları Başkanı imzalı yapılan yazılı basın açıklamasında hükümeti sert bir dille eleştirdi.
"Milli ve manevi değerlerimizi esas alan bir Anayasaya milletimizin en büyük ihtiyacıdır. İnsanımızın büyük umutlar beslediği “Yeni Anayasa” çalışmalarıyla ilgili somut adımlar atılması beklenirken bir Başbakan olarak R.Tayyip Erdoğan’ın “doğrusu umudum her geçen gün azalıyor” sözü tüm toplum kesimlerinde büyük hayal kırıklığına ve tepkilere neden olmuştur. Sayın başbakan bu ve bunun gibi ifadeleriyle kendi sözlerinin kıymetsizliğini ispat etmiş oluyor.
2002 yılında iktidara geldiğinden bu yana AKP yetkilileri “Yeni Anayasa” söylemini sürekli dillendirmişlerdir. 12 Haziran 2011 seçimlerinde ise yeni bir anayasanın en önemli ve bir numaralı projeleri olduğunu vurgulayan AKP, Yeni Anayasa referandumunu seçimlerden önce halkımızın önüne büyük bir pr çalışmasıyla getirmiş istediği desteği almıştır. “Türkiye’nin geleceğini riske atma! Sorumluluğunu bil!” ikazı ile de seçime girmiş ve umut pompalayarak seçmenlerden destek istemiştir.
Bu süreçlerden bir yıl sonra bugün 2012 yılında maalesef Milli ve Manevi değerlerimize dayalı bir Anayasa oluşturma sürecinde bir kez daha gördük ki dağ fare bile doğurmamıştır. Darbecilerin yargılandığı bir ülke olduğumuzla övünen AKP Hükümetinin, ülkemizin hala darbe zihniyeti ile yapılmış bir anayasayla yönetilmesini kabul etmesi kadar büyük tezat ve aymazlık olamaz.
Yolunda olduklarını iddia ettikleri Merhum Milli Görüş Lideri Erbakan’ın tabiri ile at yarışı spikerliğinin ötesinde bir varlık gösteremeyen, dışa bağımlı ve medeniyet değerlerimizin kendilerine yüklediği misyondan bihaber bir yönetim tarzı belirleyen AKP iktidarı bu tutumu ile beklentileri boşa çıkarmıştır. AKP iktidarının uyguladığı strateji, bol vaat, geleceğe dair temelsiz beklentiler oluşturmak ve milletimizi oyalamaktan başka bir şey değildir.
Ekim 2011 grup toplantısında, milletle birlikte yeni bir anayasa yapacaklarını yineleyen Başbakan Erdoğan, anayasanın1 yıl içerisinde bitirileceğini ve bu sürenin yeterli olduğunu vurgulamıştı. AB Anayasası’na gözü kapalı imza atan, AB Bakanlığı ihdas eden AKP iktidarı, bu yaklaşımıyla milletin kendisine verdiği vekâleti, başka odaklarla fütursuzca paylaşmış ve vekâletin ruhuna aykırı bir tutum içine girmiştir.
AB’nin, batılı çevrelerin ve eşcinsel örgütlerin bastırmasıyla, eşcinselliğe tepkiyi, “nefret suçu” kapsamına alanlar, lanetlenmiş bir fiilin faillerinin dahi sözde haklarının korunmasını gündeme getirirken, bu kadar çizilen pembe tablolara rağmen, kamuda başörtüsüne özgürlükten geri adım atmışlardır. %99’u Müslüman olan Türkiye’de AB uyum yasaları çerçevesinde domuz kasaplık et sınıfına girmiş, devlet teşviki sağlanmış, İlahi kitabımızın suç saydığı zina fiili suç olmaktan çıkarılmıştır.
Gerek bireysel, gerek toplumsal, hak ve özgürlükleri kısıtlayan ve baskı altında tutan, hak arama yollarını zorlaştıran, kutuplaşma politikası ile toplumun kamplara bölünmesine sebep olan, devlet ile milleti kavgalı duruma getiren ve17 defa değişikliğe uğramış olan yürürlükteki Anayasa’yı bu necip milletimiz 30 yıldır sırtında bir kambur olarak taşımaktadır.
AKP iktidarının milletin faydasına olan her şeyde sorumluluktan kaçmak adına dile getirdiği “uzlaşı ortamı sağlanmalı”, “toplumsal mutabakat olmalı” gibi söylemleri anayasa değişikliği için öne süremeyeceği mazeretlerdir. Eğer uzlaşı ortamı ve toplumsal mutabakat gerekiyorsa bunların sağlanması da mevcut iktidarın sorumluluğudur.
Anayasa Profesörü olan Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak, “İçerisinde Demokratik, Adil, Özgürlükçü unsurları barındıran ve bütünlük arz eden bir anayasa, temel ilke olarak kim tarafından yapılırsa yapılsın bizim için mükemmel bir anayasadır.” demiştir.
Adil, demokratik, özgürlükçü bir anayasa için milletimiz hazır, sivil toplum kuruluşları hazır, mesleki kuruluşlar hazır, siyasi partiler hazır, kısacası toplumun her kesimi hazırdır. Ama görülüyor ki AKP iktidarı buna hazır değildir.
Ceberrut devlet anlayışından hizmetkâr devlet anlayışına, kapitalizme bekçilik yapan devlet anlayışından, kerim devlet anlayışına geçişi sağlayacak bir anayasayı, toplumun her kesimini kucaklayan, her kesimi tarafından kabul gören, bütün vatandaşlarımızın “İşte Benim Anayasam” diyebileceği Demokratik bir anayasayı, güçlüyü, zorbayı, adeta zırh içine alan bir anayasa değil, başta mazlumlar olmak üzere, toplumun tüm kesimlerinin haklarını koruyan, lafzı ile hakka zırh olan Adil bir anayasayı, inanç ve ifade özgürlüğünü, inandığı gibi yaşama özgürlüğünü mutlak surette teminat altına alan, hakaret, küfür, şiddet içermediği müddetçe, hiçbir fikir beyanının suç olarak cezalandırılmadığı Özgürlükçü bir anayasayı, Milli ve Manevi değerlerimize taban tabana zıt bir kültürün ürünü olan AB Anayasasının altına imza atan AKP hükümetinin yapması mümkün değildir.
Bu işi Milletimizin ruh kökü olan Bağımsız ve bağlantısız olan, Milli Görüş’e sahip tek parti Saadet Partisi yapacaktır. Saadet Partisi, kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla, tüm inançlı kadrolarıyla, gelecek kuşakların hem dünya hem ahretlerinin kurtulmasına vesile olacak çalışmaları yapacak ve ecdadımıza layık olma sorumluluğu ile üzerine düşen bütün görevleri yerine getirecek azim ve kararlılıktadır."