Tarihte Pandemiler
Dr. İsmet Üstün

Dr. İsmet Üstün

Tarihte Pandemiler

16 Aralık 2020 - 18:08

Merhaba ben Dr. İsmet Üstün. Bundan sonra sağlık yazıları ile Gazete 365’te beraber olacağız.  Bana instagram (dr.ismetustun) hesabımı takip ederek veya e-mail ([email protected]) yoluyla ulaşabilirsiniz.

Tüm dünya zorlu bir pandemi sınavından geçmekte. TV’lerde laboratuvar ortamında bilinçli üretildiğini savunanlar hatta kıyametin geldiğini söyleyenler dahi oluyor. Bu medyatik söylemleri bir kenara bırakırsak, tarihi incelediğimizde bunun sadece bir tekerrürden ibaret olduğunu anlarız. 

İnsanoğlunun tarım toplumuna geçmesi ile hayvanlar evcilleştirilmiş ve beraber yaşam başlamıştır. Böylelikle sadece hayvanlarda enfeksiyon yaratacak birçok mikroorganizma zaman içerisinde insanları da hastalandırmaya başlamıştır. Son çalışmalar vebanın M.Ö. 3000'li yıllardan itibaren Avrasya kıtasında geniş çaplı pandemilere yol açtığını göstermekte.  

Tarihte Atina vebası (MÖ 430-426), Antonin vebası (165-180), Jüstinyen vebası (541-542) ve Kara Ölüm (1346-1353) en çok bilinen veba salgınları olmuştur. 14. yy.’da olan salgında 200 milyona yakın insanın öldüğü düşünülmekte. Çin’de başlayan bu salgın zaman içerisinde yoğun Akdeniz ticareti ile liman şehirlerine ve tüm Avrupa’ya yayılmış. Londra, Viyana , Moskova gibi kalabalık  Avrupa kentlerinde salgınlar yapmaya devam eden vebanın pireler yoluyla bulaşan bir bakteri olduğu anlaşılması ve alınan hijyen önlemleri ile zaman içerinde kontrol altına alınmıştır.



Yine karantinanın icadı da bu salgın döneminde olmuştur. Deniz ticareti yapan Venedikliler vebanın Kuzey Afrika ve Suriye taraflarından dönen gemilerle taşındığını fark edince bu gemileri mürettebatı ile 40 gün tecrit etmeye başladılar. Karantina kelimesi de Latince “40” anlamına gelen “Quadraginta” kelimesinden türetildi. 

Orta Çağ'ın sonlarından itibaren denizciliğin ilerlemesi ve coğrafi keşiflerle birlikte salgın hastalıklar da artmıştır. Avrupalılar tarafından Amerika kıtasına taşınan kızamık, çiçek gibi hastalıklar, bunlara karşı bağışıklığı olmayan yerli halka bulaşınca çok ağır kayıplara yol açmıştır. Öyle ki milyonlarca insanın hayatını kaybettiği bu salgınlar sonucu Amerika kıtasındaki yerli nüfus neredeyse yok olma noktasına gelmiştir. 1521 de Meksika’ya İspanyollar tarafından taşınan Virüs 11 milyon olan nüfusun 1 milyona düşmesine neden olmuştur.

Yine Haiti'de meydana gelen bir salgın, Fransa'nın Kuzey Amerika’dan çıkmasına ve ABD'nin kıtada büyümesi ve hızla güçlenmesine neden oldu. 1801’de Fransız lider Napoleon Bonaparte adanın kontrolünü ele geçirmek için on binlerce askeri Haiti'ye yolladı ancak sarıhumma savaşın seyrini değiştirdi. Salgın sebebiyle Fransa'dan gelen yaklaşık 50 bin askerden sadece 3000 kişi Fransa’ya geri dönebildi. 

Afrika kökenli sivrisinekler tarafından yayılan bu virüse Avrupalıların doğal bağışıklıkları yoktu. Askeri güçleri bozguna uğrayan Napolyon, sadece Haiti'yi terk etmedi; Fransa'nın Kuzey Amerika'daki tüm hedeflerinden de vazgeçti. Pandemilerin bunun gibi günümüz siyasi ve sosyal yapısına etkileri olmuştur. 

1800’lerin başında Hindistan’da ortaya çıkan kolera, 7 kez pandemiye dönüşerek dünyayı dolaştı. İshale yol açarak ölümcül olabilen bu bakteri İngiliz sömürge gemileri yoluyla Avrupa’ya ve tüm dünyaya yayıldı. İstanbul da dahil olmak üzere özellikle büyük şehirlerde salgınlara sebep olmasının nedeni aslında içme sularına kanalizasyonun karışmasıydı. 

1912-1913’de balkan savaşları sırasında Osmanlı’nın uğradığı bozgunda, ordu içesinde ortaya çıkan kolera salgınının payı da büyüktür. Ünlü Rus besteci Çaykovskinin karşılıksız aşkı nedeniyle bunalıma girerek bir bardak kaynatılmamış suyu içerek intihar ettiği söylenir. Kolera olan bestecinin karşılıksız aşkının; yeğeni ve hemcinsi olması dışında sorun yoktur…   

Grip diye küçümsediğimiz viral enfeksiyonlar geniş pandemilere sebep olmuştur. Örneğin 1957-1958 yıllarındaki Asya gribi 2 milyon, 1968-1969 yıllarında yaşanan Hong Kong gribinde yaklaşık 1 milyon insanın hayatını kaybetmiştir. 



1918-1920 arasında tüm dünyada büyük kayıplara yol açan ve İspanyol gribi olarak da bilinen influenza pandemisi 3 dalga yaparak 50 milyondan fazla insanın canını almıştır. Yine covit-19 gibi Çin’den başlayan salgın, Amerika’ya oradan da Avrupa’ya geçmiştir. 1. Dünya savaşı yılları olduğu için asker sevkiyatları nedeniyle hızla tüm dünyaya yayılmıştır. Savaştaki ülkeler olumsuz savaş propagandası olup askerlerin ve halkın moralini bozmaması için bu grip salgınını saklamış ve savaşta tarafsız olan İspanya salgının seyri konusunda haberlere devam etmiştir. Böylelikle salgının isim babası olmuştur.

Grip nedeniyle ölümlerin sayısı savaştakilerin kat ve kat fazlası olmuş ve 3. dalga savaşın bitmesini sağladığı söylenir. Atatürk de İspanyol gribine yakalanıp atlatmış fakat ABD başkanı Trump’ın dedesi o kadar şanslı olamamış. Torun Trump da başlarda salgını ciddiye almamasının faturasını şu an ABD, yüksek ölüm oranları ile ağır ödemekte.   



Geçmişteki pandemilerin ekonomik sonuçları arasında en önemlilerinden biri iş gücünün daha değerli hale gelmesidir. Bunun yanı sıra, pandemiler kimi zaman büyük göç dalgalarını tetikler. Veba salgınlarından Yahudileri sorumlu tutan Avrupalılar adeta cadı avına başlamış, bu yüzden Yahudiler Polanya ve Rusya topraklarına göç etmek zorunda kalmışlardır. Kolera salgınları nedeniyle Erzurum ve Trabzon’da halk yaylalarda kamp kurmuş ve şehirler adeta boşalmıştır.  İşsizliğin artması siyasi sorunlar doğurmuştur.

Pandemiler sosyal toplum yapısında birçok değişiklik yaratmıştır. Son yaşadığımız covit-19 pandemisi de kırsala göç, evden çalışma, uzaktan eğitim, sosyal mesafe gibi hayatımıza yeni giren öğeler olmuştur. Son 20 yıllık dönemde SARS, MERS, Ebola, Zika, Kuş ve Domuz Gribi salgınlarını düşündüğümüzde 21. yy.’da belalımız virüsler ve buna bağlı grip salgınları gibi durmakta. 
 
Covit-19 pandemisi elbet bir gün bitecek ama bu son pandemi olmayacak. Doğada yaşayan alelade bir canlı olduğumuzu bilmeliyiz ve ekosistemi bozmamalıyız. Yoksa doğa her zaman intikamını alacaktır…
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum