Aydınlar Ocağı Genel Başkanı, Bakırköy'de sert konuştu
Siyasi endişemiz değil, milli endişemiz var Avrupa Yakası Aydınlar Ocağı Başkanı olan Av. Hidayet Gümüşsoy, göreve başlar başlamaz ocağın başkanlık binasını Bakırköy İncirli Caddesi'ne taşıdı. Açılış hazırlıkları yapan Başkan Av. Hidayet Gümüşsoy, ilk
Yayınlanma :
24.01.2010 21:04
Güncelleme :
24.01.2010 21:04
Siyasi endişemiz değil, milli endişemiz var
Avrupa Yakası Aydınlar Ocağı Başkanı olan Av. Hidayet Gümüşsoy, göreve başlar başlamaz ocağın başkanlık binasını Bakırköy İncirli Caddesi'ne taşıdı. Açılış hazırlıkları yapan Başkan Av. Hidayet Gümüşsoy, ilk toplantısını düzenledi.
Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa E. Erkal'ın da katıldığı toplantıya, İstanbul Barosu İl Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, Türk Dünyası Kültür ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Temsilcisi Hanefi Çakır, Judo Kuraş Derneği Başkanı Hayrettin Öztürk, Bakırköy Devlet Hastanesi Cerrahi Bölümü Klinik Şefi Prof. Dr. Erşan Aygün, İstanbul Ülkü Ocakları 3. Bölge Başkanı Rahman Can, MHP Bahçelievler İlçe Başkanı Suat Taştan ve Yönetim Kurulu Üyeleri, YESEVİ Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ferman Demirkol ve Prof. Dr. İbrahim Öztek katıldı.
DIŞTAN KUMANDALI OLMAYAN KURUMLARA İHTİYAÇ VAR
Aydınlar Ocağı bir okuldur, bizim hareket noktamız Türkiye'yi Türkiye yapan değerleri korumak ve geliştirmektir, bu konuda Türkiye'nin önüne konan örtülü tuzakları kamuoyuna fark ettirmek için gerekeni yapmaktır, diyen Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa E. Erkal, “Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu resim, hepimizin malumu. Türkiye bu noktaya Cumhuriyet tarihinde hiç gelmedi. Türkiye, bugün makas değiştirmek istenen bir ülke konumunda. Ve bunda da hayali bir Avrupa Birliği üyeliği kullanılıyor. Onun için bugün bizim gibi sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düşüyor. Aydınlar Ocağı gibi yerli, milli, dıştan kumandalı olmayan kurumlara Türkiye'nin büyük ihtiyacı var. Hele hele bugün daha büyük ihtiyaç hissediyoruz. Bugünün Türkiye'sinin ihtiyacı, bugün Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı dıştan kumandalı hareketlere karşı demokratik haklarını kullanabilen, tepkisini koyabilen ve bunun kamuoyuna duyuran sivil toplum kuruluşlarıdır.”
BASIN, DEMOKRASİNİN BASINI DEĞİL
“Türkiye'de basın konusunda çok büyük tıkanıklıklar var. Basın, büyük ölçüde demokrasinin basını değildir. Demokrasinin basını, iktidarın ancak sandıkta değişmesine imkan sağlayacak ortamı ve serbest fikir hareketlerini, hür düşünceyi, fikir ve düşünce hürriyetini gerçekte sağlayan bir organ olarak gündeme gelir. Demokrasinin basını böyle kumandalı, yıkama sağlama servisine dönen, al gülüm ver gülüm meselesi ile iç içe olan bir basın demokrasisi ile örtüşen bir basın değildir.”
ÇOK TEHLİKELİ OYUNLAR OYNANIYOR
“Bugün Türkiye'de liberal, faşist bir çete Türkiye üzerinde çok tehlikeli oyunlar oynuyor. Bu konuda ülkeyi yönetenler dahil her kesin üstüne düşen görevi çok iyi yapması, danışman tayin ettikleri insanları çok iyi tanımaları, değerlendirmeleri gerekiyor. O bakımdan bugün gerçekten sivil, asker ayırımını körükleyen, bir birini tamamlayan, kurumları birbirine rakip konumuna sürükleyen, yargı, yasama, yürütme, kuvvetler ayrılığı prensibinin anasal organlarını birbiriyle çatıştırır hale getiren bir çete var.”
KURUMLARIN DNA'SI DEĞİŞMİŞ
“Türkiye'de liberal olduğunu iddia edenler, kendilerine liberal, kendileri dışındakileri öteki kabul eden, onları zenci muamelesi uygun gören, anayasal hakların kullanılmasını içine sindiremeyen bir anlayış var. Onun için gerçekten kurumların DNA'sı bile değişmiş, kavramların içi boşalmış. Herkes kendine göre kavramlara anlam yüklüyor. Ve anlam yüklemesine göre de bir takım faaliyetlerin içerisinde yer alıyor.”
NE ÖLÇÜDE MUHAFAZAKAR?
“Muhafazakar bir anlayış bugün gerçekten ne ölçüde muhafazakar bir yaklaşım. İnsanların birbirine etnik taassupla ötekileştirilmesine imkan sağlayan, insanları birbirinden soyutlayıcı, uzaklaştırıcı bir modeli demokratikleşme olarak ülke gündemine sokan ve bunu bütünleşme zanneden çökümle hiçbir yerde bütünleşme değildir.”
ÇÖZÜM, SANDIK
“Maalesef Türkiye'de yanlış bir gidiş var. Çözüm tabii ki sandıktır. Bunun başka çözümü, kabul edilebilir çözüm değildir. Ama sandıkta bir iktidarı değiştirebilmenin yolu, hür ve demokrasinin basınından geçer. Menfaat hesaplarının yapıldığı, al gülüm, ver gülüm alışverişlerinin gündeme geldiği bir basının kamuoyunu, vatandaşı gerektiği gibi bilgilendirmesi mümkün olmadığı için vatandaşın reyini değiştirip, değiştirmeyeceği bir kanaata sahip olmasını da mümkün kılmaz. Türkiye'deki demokrasi sorunu budur.”
HERKES ÜLKESİNE SAHİP ÇIKMALI
“Onun için Aydınlar Ocağı gibi kuruluşlara büyük görevler düşüyor. Biz siyaset üstü bir kuruluşuz. Bizim siyasi endişemiz yok, milli endişemiz var. Bugün Türkiye'nin birinci tartışması gereken konu, yoksullaşma ve işsizliktir, tarım ve sanayinin geleceğinin ne olacağıdır.
Türkiye'nin siyasi ve kültürel etkinliğini azaltabilmenin yolu Türkiye'de Türk kimliği ile kavga etmekten geçer, düşüncesiyle Türkiye üzerinden oyunlar oynanıyor. Bugün olup, bitenler çok düşündürücüdür. Herkese düşen görev vatandaşlık görevini yerine getirmek, yasal içerisinde ülkesine sahip çıkmaktır.”
GÜMÜŞSOY: MİLLİ ŞUURLA ÜSTÜMÜZE DÜŞENİ YAPMALIYIZ
Programda kısa bir açılış konuşması yapan, katılanlara teşekkür eden Avrupa Yakası Aydınlar Ocağı Başkanı Av. Hidayet Gümüşsoy, “Biz bir şey yapmazsak, kimse bir şey yapmıyor, sorumluluğuyla biz bir şey yapacağız. Belki her şeyi biz yapacağız. Bu ülke, bu millet böyle ayağa kalkacak, anlayışıyla bu ülkenin daha zengin, bu milletin daha güçlü olması adına üzerimize ne düşüyorsa, siyasi münazaralardan uzak, bilimsel çalışmalarla milli bir duyguyla, milli bir şuurla üstümüze düşen katkıyı sağlamaya çalışacağız.” dedi.