Mısır, Türkiye olur mu!?
Saara Yılmaz Özenç'in makalesi... ................................ Mısır, Türkiye olur mu!? Ülkemi çok seviyorum. Havasını, suyunu, taşını, toprağını, insanını; gelmiş geçmiş liderlerini çok seviyorum. Şükürler olsun ki; bugün demokrasi, insan h
Yayınlanma :
03.04.2010 12:38
Güncelleme :
03.04.2010 12:38
Saara Yılmaz Özenç'in makalesi...
................................
Mısır, Türkiye olur mu!?
Ülkemi çok seviyorum. Havasını, suyunu, taşını, toprağını, insanını; gelmiş geçmiş liderlerini çok seviyorum. Şükürler olsun ki; bugün demokrasi, insan hakları, özgürlükten söz edebiliyoruz. Yurdumuzun her yerine dilediğimiz gibi seyahat edebiliyoruz. Sosyal, laik, demokratik bir hukuk devletiyiz. Her ne kadar yara bere aldıysak da memleketimiz temiz pak, insanı temiz pak, gerektiğinde hakkını arayan insanımızın gözü pek. Ülke gündeminde birçok olumsuz haber yer alırken, bu halinden memnunluk da ne oluyor diyeceksiniz doğal olarak.
Yazımı, birçok konuda en'lerle söze başlayabileceğimiz 7000 yıllık tarihe sahip bir ülkeden, Mısır'dan yazıyorum. Ölümden sonra hayatın devam edeceğine inandıkları için mumyalamaya önem vermiş, Tanrıları için piramitler inşa etmiş bu çok Tanrılı Firavunlar diyarının akıl almaz gizemlerine tanık oluyorum. Kızıl Denizin resiflerine dalıyor, mercan kayalarının muhteşem görüntüsü, rengarenk balıklarıyla akvaryumu aratmayan denizinde yüzüyorum. Dünyanın en uzun nehri Nil'in varlığıyla muhteşem bir manzaraya bürünen, gizemli piramitleriyle, mistik havasıyla, camileri ve tarihiyle zengin mirasa sahip, üniversiteleri ve çok yıldızlı otelleriyle modern görünümlü Kahire'den etkilenmemek mümkün değil. Nobel sahibi Necip Mahfuz'a Kahire sokaklarındaki kirliliğin nedenini sorduklarında; halkının ruhani temizlikle ilgilendiği için dünyevi temizliğe itibar etmediğini söyleyerek hazır cevaplılığın güzel bir örmeğini vermiş. Güney'de rastladığınız siyahî Nübian'lara kuzeyde pek rastlayamıyorsunuz. İzmir'e benzeyen Kıpti Hristiyan, az sayıda Yahudi vatandaşı ile kökü Osmanlıya dayanan Mısırlıların çokça yaşadığı İskenderiye sahilinde kadınlara az da olsa rastlıyorsunuz. Turistler için kurulmuş sahil kentleri çok daha düzenli ve temiz. 40 yıllık mazisiyle Sharm El Sheik bunlardan biri, yapay bir tatil şehri.
M.Ö 1278'de yapılan Kadeş Savaşı ve ardından imzalanan ilk yazılı, müttefiklik, kardeşlik ve saldırmazlık anlaşmasının Hititlerle Mısırlılar arasında yapılmış olması, Çorum sınırlarındaki Hititlerin Başkenti Hattuşa'da yapılan kazılarda bulunan kil tabletlerdeki anlaşma metninin, mısır tapınaklarının duvarlarını süslemiş olması beni ayrıca heyecanlandırdı. Yıllık 20 milyar dolar gelirle bugünkü Mısır ekonomisini ayakta tutan, Hidiv İsmail Paşa'nın döneminde tamamlanan Süveyş Kanalının altından -Hz. Musa gibi- Afrika'dan Asya'ya geçmek de öyle…
Halkın her bölgeye alınmadığı, Polis devleti olgusunun her yerde yaşandığı, Rifai Tarikatının etkisinin her yerde hissedildiği, ülke zenginliğinin halka eşit olarak dağıtılmadığı, çöl kumlarının sokaklarda gezdiği bu ülkenin fakir ama güler yüzlü halkı için çok üzüldüm. Türkiye'nin en az 20 yıl gerisinde olduğunu söyleseler de bunu anlamak zor olmadı. Ülkemle kıyaslamalar yaparken yarınlarımız için endişe duydum. Temel ihtiyaçları bile karşılanamayan bu insanlar ülkelerini bırakıp kaçma hayaliyle yaşıyorlar, ne ait oldukları medeniyet, ne sahip oldukları tarihi miras umurlarında değil. 28 yıllık yönetimi ile halkı günden güne fakirleştiren Hüsnü Mübarek'in demokrasi anlayışı insanları patlama noktasına getirmiş. Bir gazetecinin sorusuna verdiği yanıta fıkraya güler gibi güldük. Gazeteci kendisinden sonra ne olacağını sorduğunda; “Biz hiçbir zaman Arabistan ya da Suriye gibi olmayacağız. Halk oğullarım arasında seçim yapacak, bizde demokrasi var.” diyor. Halk tepkisini oy kullanmayarak ortaya koyuyor. Seçimlere katılım oranının her dönem azaldığı, yandaşların zenginleştirildiği, devlet memurluklarına çok sayıda kişinin az bir maaşla alındığı ülkede sıradan vatandaş olmak çok zor.
Aynı yüzyıllarda hüküm sürmüş, Persler tarafından yıkılmış bu iki medeniyetin bugün geldiği nokta düşünen insanlar için ibret verici. İngiliz, Fransız hatta İsrail Egemenliğinde yaşayan halk; Memluklar ve sonrasında Osmanlılar Döneminde zulüm görmediğinden Türk'ü çok seviyor. Her şeye rağmen, yaşamak için olmasa da gezip görmek için gidilmesi gereken muhteşem bir yer, Mısır.