<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>“Gazete 365 – Duyduk Duymadık Demeyin!” - SAĞLIK</title>
        <description>&quot;Gazete 365 – Yerelden Başladık, Ulusala Yükseliyoruz!&quot;</description>
        <link>https://www.gazete365.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:05:20 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Dijital mecralardaki &quot;Sağlık&quot; tuzaklarına dikkat!</title>
                                    <description>Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği (PGED) Başkanı Ecz. Şule Dilek Yağcı Tüysüz, dijital mecralarda kontrolsüzce satılan ürünlere karşı vatandaşları uyardı</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Sağlık sektörünün bilgi kirliliği ve sahte ürün tehdidi altında olduğunu belirten Ecz. Şule Dilek Yağcı Tüysüz, insanların hekim ve eczacı yerine dijital mecralara yönelmesinin endişe verici olduğunu vurguladı. Sosyal medya ve denetimsiz siteler üzerinden pazarlanan içeriklerin sadece ekonomik kayıp değil, doğrudan hayat riski taşıdığına dikkat çekti.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>TİTCK 2025 VERİLERİ: TABLO KORKUTUCU</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından paylaşılan güncel veriler, illegal sağlık ticaretinin ulaştığı boyutları net bir şekilde ortaya koyuyor:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">3.407 internet sitesi tamamen kapatıldı.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">1.418 siteye erişim engeli getirildi.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">1.593 site hakkında hukuki süreç başlatıldı.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Uygulanan toplam idari para cezası: 185 milyon TL.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>"EN GÜÇLÜ KALKAN: DANIŞMAN ECZACI"</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Tüysüz, sahte ve içeriği belirsiz ürünlere karşı vatandaşların en güvenli sığınağının denetim altındaki eczaneler olduğunu hatırlattı. Eczacıların danışmanlık rolünün bu dönemde her zamankinden daha kritik olduğunu belirten Tüysüz, "Sağlık destek ürünlerinin güvenilirliğini belirleyen en önemli kriter, güvenilir kaynaktan temin edilmesidir" diyerek eczanelerin önemini vurguladı.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/05/dijital-mecralardaki-saglik-tuzaklarina-dikkat_69f44ea08bd2f_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/dijital-mecralardaki-saglik-tuzaklarina-dikkat/21448</link>
                <pubDate>Fri, 01 May 2026 09:51:52 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Parkinson ve Demansa karşı hücresel kalkan: Kök Hücre umudu</title>
                                    <description>Modern tıp, Parkinson ve demans gibi nörodejeneratif hastalıklarla hücresel düzeyde önlem almak artık mümkün</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte görülme sıklığı artan Parkinson ve demans, artık yaşlanmanın kaçınılmaz bir kaderi olarak görülmüyor. Central Hospital Beyin ve Sinir Cerrahı Doç. Dr. Tufan Cansever, bu hastalıkların aslında yıllar öncesinden hücre düzeyinde başladığına dikkat çekiyor. Günlük hayatta basit görülen unutkanlıklar veya hareketlerdeki yavaşlama, vücudun verdiği erken bir sinyal olabilir. Doç. Dr. Tufan Cansever’e göre, nörodejeneratif süreçlerin başlangıcında yapılacak müdahaleler, hastalığın yıkıcı etkilerini on yıllarca geciktirebilir. Geleneksel tedaviler kaybedilen fonksiyonları geri getirmekte zorlanırken, koruyucu tıp bu fonksiyonların hiç kaybedilmemesine odaklanıyor.</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Erken önlem almanın sağladığı kritik avantajlar:</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Hücre hasarı ilerlemeden müdahale imkanı.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Bireyin günlük hayattaki bağımsızlığının korunması.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Ağır ve yıpratıcı tedavi süreçlerinin ötelenmesi.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>GELECEĞİN SAĞLIK VİZYONU: ENTEGRE TEDAVİ</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Yeni yaklaşımlarda kök hücre tedavileri, beynin kendini yenileme kapasitesini artırmak için destekleyici yöntemlerle birleştiriliyor:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Kök Hücre Uygulamaları: Sinir dokusunu doğrudan desteklemeyi hedefler.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">NAD+ Terapisi: Hücresel enerjiyi artırarak yaşlanma etkileriyle savaşır.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Sitikolin Desteği: Zihinsel fonksiyonları ve odaklanmayı güçlendirir.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Modern tıp artık "hasta olduktan sonra tedavi" yerine, "sağlıklı yaşlanma ve önleyici koruma" modeline geçiyor. Kişiye özel planlanan bu yöntemlerle, zihinsel performansın ömür boyu korunması amaçlanıyor.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/parkinson-ve-demansa-karsi-hucresel-kalkan-kok-hucre-umudu_69f2fb599fadf_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/parkinson-ve-demansa-karsi-hucresel-kalkan-kok-hucre-umudu/21436</link>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:47:59 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahar Alerjisi deyip geçmeyin gözlerinizi ovuşturmak zararlı</title>
                                    <description>Uzmanlar uyarıyor: Bahar aylarında polenlerin tetiklediği şiddetli göz kaşıntısı ve gözü ovuşturmak, kalıcı görme kaybına yol açan Keratokonus’u tetikliyor</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Bayrampaşa Göz Vakfı Hastanesi’nden Op. Dr. Nihat Tamer, bahar alerjisiyle birlikte gelen kaşıntı hissinin büyük bir tehlike barındırdığını belirtti. Gözlerin sertçe ovuşturulması, gözün önündeki saydam tabaka olan korneanın yapısını bozarak incelmesine ve sivrileşmesine neden oluyor. Bilimsel veriler, kronik alerjisi olup gözlerini sık ovuşturan bireylerde Keratokonus riskinin çok daha yüksek olduğunu kanıtlıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>TEDAVİ EDİLMEYEN ALERJİ ASTIMA DÖNÜŞEBİLİR</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Alerjik göz nezlesinin (Konjonktivit) sadece gözle sınırlı kalmadığını vurgulayan Dr. Tamer, tedavi edilmeyen vakaların %30 oranında alerjik astıma dönüşebileceği konusunda uyardı. Nefes darlığı ve hırıltılı solunuma yol açabilen bu süreç, yaşam kalitesini ciddi oranda düşürüyor. Başlangıçta basit bir astigmat sanılan Keratokonus ise teşhiste geç kalındığında gözlükle dahi düzeltilemeyen kalıcı görme kayıplarına ve kornea nakline sebep olabiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>GÖZ SAĞLIĞI İÇİN 6 ALTIN KURAL</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Bahar mevsimini hasarsız atlatmak için uzmanlar şu önerilerde bulunuyor: Kaşıntı anında ovuşturmak yerine soğuk kompres yapın, dışarıda güneş gözlüğü ve şapka kullanın, eve girdiğinizde yüzünüzü bol suyla yıkayın. Ayrıca polenlerin saçlara tutunması nedeniyle uyumadan önce saçların yıkanması ve araçlarda polen filtreli klimaların tercih edilmesi, alerjen yükünü azaltarak göz sağlığını korumada kritik rol oynuyor.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/bahar-alerjisi-deyip-gecmeyin-gozlerinizi-ovusturmak-zararli_69f0625413fa9.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/bahar-alerjisi-deyip-gecmeyin-gozlerinizi-ovusturmak-zararli/21429</link>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:29:03 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüzde elektrik çarpması hissi: Trigeminal Nevraljiye son</title>
                                    <description>Dünyanın en şiddetli ağrısı olarak bilinen Trigeminal Nevralji, modern tıbbın sunduğu &quot;Balon Kompresyon&quot; yöntemiyle artık çaresiz değil</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Halk arasında "yüzde şimşek çakması" olarak tarif edilen Trigeminal Nevralji, çoğu zaman diş ağrısıyla karıştırılıyor. Central Hospital’dan <b>Doç. Dr. Tufan Cansever</b>, yanlış teşhis nedeniyle birçok hastanın sağlıklı dişlerini çektirdiğini ancak ağrıdan kurtulamadığını vurguluyor. Türkiye’de görülme sıklığı dünya ortalamasının üzerinde olan bu hastalık, yemek yemekten konuşmaya kadar her türlü günlük faaliyeti kabusa çevirebiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>"İNTİHAR HASTALIĞI" SOSYAL İZOLASYONA YOL AÇIYOR</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Atakların şiddeti nedeniyle literatürde "intihar hastalığı" olarak da anılan bu rahatsızlık, hastalarda ciddi psikolojik yıkım yaratıyor. Yüz yıkama, tıraş olma veya diş fırçalama gibi rutinlerin bile tetiklediği ağrılar; hastaları gülümsemekten kaçınmaya ve toplumdan uzaklaşmaya zorluyor. 50-70 yaş aralığındaki kadınlarda daha sık görülen hastalık, beyin sapındaki bir damarın sinire baskı yapmasıyla ortaya çıkıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>BALON KOMPRESYON YÖNTEMİYLE HIZLI VE AĞRISIZ ÇÖZÜM</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda devreye giren <b>Balon Kompresyon</b> yöntemi, cerrahi riskleri minimize ediyor. Kapalı bir operasyon olan bu işlemde, hasta tamamen uyutulurken bir iğne yardımıyla kafa tabanından sinire ulaşılıyor. Sadece 1-2 dakika şişirilen küçük bir balon sayesinde ağrı iletimi anında kesiliyor. Bu yöntemle hastalar, kalıcı bir uyuşukluk riski olmadan sosyal hayatlarına hızla geri dönebiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"> </p>

<p style="margin-bottom:13px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/yuzde-elektrik-carpmasi-hissi-trigeminal-nevraljiye-son_69f05873bf612_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/yuzde-elektrik-carpmasi-hissi-trigeminal-nevraljiye-son/21425</link>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:48:08 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Mevsim Geçişlerinde Baş Ağrısına Dikkat</title>
                                    <description>Hava değişimlerinin beyin damarlarında yol açtığı dalgalanmalar baş ağrısını tetiklerken, uzmanlar uyku ve beslenme düzeninin önemine dikkat çekiyor</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Atabay Medikal Direktörü ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, mevsim geçişlerinde yaşanan sıcaklık ve nem değişimlerinin sinir sistemi üzerindeki etkilerini vurguladı. Hava basıncı düştüğünde damarların genişleyip daralması, sinirlerin uyarılmasına ve özellikle migren hastalarında zonklayıcı ağrılara neden oluyor. Dr. Yaycı, rüzgarlı ve kapalı havaların kas gerginliğini artırarak başın farklı bölgelerinde baskı hissi yarattığını ifade etti. Dr. Murat Yaycı'ya göre vücut, mevsimsel değişimlere karşı baş ağrısı gibi sinyallerle "sessiz bir alarm" veriyor. Bu süreci sağlıklı atlatmak için kaliteli uykunun sinir sistemini yenilediğini, öğün atlamamanın ise kan şekerini dengeleyerek ağrı sıklığını düşürdüğünü belirtti. Özellikle su tüketiminin ihmal edilmesinin gerilim tipi baş ağrılarını doğrudan tetiklediği uyarısında bulundu.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>KAFEİN VE HAREKET DENGESİ ÖNEMLİ</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Baş ağrısıyla mücadelede aşırı kafein tüketiminden kaçınılması gerektiğini hatırlatan Yaycı, kısa süreli rahatlama sağlayan çay ve kahvenin fazlasının damar sağlığını olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Hafif egzersizler ve kısa yürüyüşlerin kas gerginliğini azaltarak kan dolaşımını desteklediğini belirten uzman, düzenli hareketin hem zihin hem de beden sağlığı için koruyucu kalkan oluşturduğunu ekledi.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/mevsim-gecislerinde-bas-agrisina-dikkat_69ef64d5e32b2.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/mevsim-gecislerinde-bas-agrisina-dikkat/21423</link>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:28:21 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>CRISPR teknolojisi: Genetik hastalıklarda kalıcı şifa dönemi</title>
                                    <description>Bilim dünyasının &quot;genetik makası&quot; olarak bilinen CRISPR-Cas9, SMA ve DMD gibi nadir hastalıkları kökten çözerek tıpta devrim yaratıyor</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">İstanbul Atlas Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. İlknur Yılmaz, 25 Nisan Dünya DNA Günü kapsamında yaptığı açıklamada, CRISPR-Cas9 teknolojisinin önemine dikkat çekti. Bakterilerin savunma sisteminden ilham alan bu yöntem, DNA üzerindeki hatalı genleri bir makas gibi kesip çıkarabiliyor veya yerine sağlıklı dizilimler ekleyebiliyor. Geleneksel yöntemlere göre çok daha hızlı ve maliyeti düşük olan bu teknoloji, "kişiselleştirilmiş tıp" anlayışını bir üst seviyeye taşıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>SMA VE DMD HASTALARI İÇİN UMUT IŞIĞI</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Nadir hastalıkların %80'inin genetik kökenli olduğunu belirten Dr. Yılmaz, CRISPR’ın özellikle SMA ve DMD gibi tek gen mutasyonuna dayalı hastalıklarda "kesin şifa" potansiyeli taşıdığını vurguladı. Mevcut tedaviler sadece semptomları hafifletirken, CRISPR ile hastalığın kök nedeni olan hatalı gen tamir ediliyor. Özellikle Duchenne Musküler Distrofi (DMD) üzerindeki çalışmalarda, kas hücrelerinin yeniden protein üretmesinin sağlandığı ve kas kaybının durdurulduğu kanıtlandı.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>İLAÇ DÖNGÜSÜNDEN KURTARAN TEK MÜDAHALE</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">CRISPR teknolojisinin en büyük vaadi, hastaları ömür boyu süren pahalı ilaç bağımlılığından kurtarmak. Orak hücreli anemi ve Akdeniz anemisi üzerindeki klinik deneylerde, tek bir genetik müdahale ile hastaların kan nakli zorunluluğundan kurtulduğu gözlemlendi. Bu yöntem, embriyo aşamasındaki taramalarla birleştirildiğinde, genetik hastalıkların nesilden nesle aktarılmasını tamamen önleme gücüne sahip görünüyor.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/post21419_69ef5f0fa8d1c.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/crispr-teknolojisi-genetik-hastaliklarda-kalici-sifa-donemi/21419</link>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:03:21 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de obezite alarmı: 2035’te nüfusun yarısı riskte</title>
                                    <description>Uzm. Dr. Göktuğ Sarıbeyliler, Türkiye’deki obezite artışına ve kilo vermeyi durduran 7 gizli nedene değindi</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Türkiye’de yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 32’si obezite ile mücadele ederken, bilimsel veriler korkutucu bir tablo çiziyor. Mevcut artış hızıyla 2035 yılında toplumun yüzde 55’inin obezite riskiyle karşı karşıya kalacağı öngörülüyor. Obezite; diyabetten kalp hastalıklarına, kanserden ruh sağlığına kadar geniş bir hastalık yelpazesini tetikliyor. "Diyet yapıyorum ama tartı değişmiyor" diyenler için Dr. Göktuğ Sarıbeyliler, kilo vermeyi engelleyen temel faktörleri şöyle sıralıyor:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Hatalı ve Şok Diyetler: Kalori hesabı yapmadan sadece az yemek çözüm değil. Şok diyetler kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olarak süreci zorlaştırıyor.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Stres ve Kortizol: Kronik stres, kortizol hormonunu yükselterek vücudu yağ depolamaya programlıyor.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Yetersiz Uyku: Günde 5 saatin altında uyumak insülin duyarlılığını bozuyor. Özellikle 22:00-23:00 saatleri arasında uykuya geçmek metabolik denge için kritik önem taşıyor.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Hareketsiz Yaşam: Az yense dahi masa başı çalışma ve düşük enerji harcaması, alınan kalorinin yakılmasını imkansız kılıyor.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>KİLO ALDIRAN TIBBİ ETKENLER</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Kilo artışı bazen sadece yaşam tarzıyla değil, hormonal bozukluklarla da ilişkili olabiliyor:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Hipotiroidi: Tiroit hormonunun eksikliği metabolizmayı yavaşlatarak üşüme, halsizlik ve kilo artışına yol açar.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">İnsülin Direnci: Hücrelerin şeker dengesini sağlayamaması, özellikle karın bölgesinde yağlanmaya neden olur.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Kortizol Yüksekliği: Yüzde yuvarlaklaşma, ensede yağ birikimi ve ciltte morarmalarla kendini gösterir.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>UZMANDAN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Obeziteyle mücadelede bütüncül bir yaklaşım gerektiğini belirten Sarıbeyliler, şu üç adıma dikkat çekiyor:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Sürdürülebilir Beslenme: Şok diyetler yerine sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmalı.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Hareketli Yaşam: Günlük fiziksel aktivite bir yaşam biçimi haline getirilmeli.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Düzenli Kontrol: Metabolik engellerin tespiti için düzenli sağlık kontrolleri ihmal edilmemeli.</span></li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/turkiyede-obezite-alarmi-2035te-nufusun-yarisi-riskte_69eb10b35e1f2_h.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/turkiyede-obezite-alarmi-2035te-nufusun-yarisi-riskte/21405</link>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 09:40:10 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Parkinson tedavisinde gen ve kök hücre dönemi</title>
                                    <description>Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği&#039;nin Bodrum sempozyumu sona erdi. Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, gen tedavisindeki müjdelerini paylaştı</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Parkinson hastalığıyla mücadelede Türkiye’nin en kapsamlı bilimsel buluşmalarından biri olan sempozyum, bu yıl “Nörogenetik” ana temasıyla kapılarını açtı. Hareket bozuklukları alanında uzmanlaşmış akademisyenler, fizyoterapistler ve konuşma terapistlerini bir araya getiren zirve, hastalığın tanı ve tedavisindeki devrimsel yeniliklere sahne oldu. Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, toplantının ardından yaptığı değerlendirmede, Parkinson hastaları için umut veren teknolojik gelişmelere dikkat çekti. Kongrede öne çıkan başlıklar şunlar oldu:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Gen ve Kök Hücre Tedavileri: Hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik genetik müdahalelerin hangi aşamada olduğu tartışıldı.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Ameliyatsız Müdahaleler: Derin beyin uyarımı (beyin pili) yerine, kafatası dışından uygulanabilen ve sinir sistemi işlevlerini düzenleyen yenilikçi tedavi yöntemleri ele alındı.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Nörogörüntüleme: Tanı koyma süreçlerinde nörogörüntülemenin geleceği ve erken teşhisin önemi vurgulandı.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>İKİ KOLDAN MÜCADELE: BİLİM VE TOPLUM</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Prof. Dr. Tokçaer, derneğin sadece bilimsel alanda değil, toplumsal farkındalık konusunda da aktif olduğunu belirtti. 11 Nisan'da Ankara'da düzenlenen "Eğrisiyle Doğrusuyla Parkinson’u Konuşalım" etkinliğinin ardından gelen bu sempozyumla, hem uzmanların güncel bilgiye ulaşması hem de hastaların doğru yönetime kavuşması hedefleniyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b>SEMPOZYUMUN SAYISAL VERİLERİ</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">Hasan Eker yönetimindeki Burkon tarafından organize edilen dev organizasyonun karnesi oldukça yoğun:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">14 Panel ve 4 Uydu Sempozyumu</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">1 Olgu Sunumları Gecesi</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">11 Sözel Bildiri (Biri uluslararası)</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif"">65 E-poster sunumu</span></li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/post21399_69e876c4dcb29_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/parkinson-tedavisinde-gen-ve-kok-hucre-donemi/21399</link>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:18:36 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuk beyni ekranı mı yoksa sesinizi mi tercih ediyor ?</title>
                                    <description>Nörobilimsel veriler açık: Bir tablet ekranı sosyal beyni harekete geçiremezken, kucakta okunan bir kitap çocuğun empati ve sosyal anlayış alanlarını parlatıyor</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Günümüzde birçok ebeveyn, "Eğitici uygulamalar kitap okumakla aynı işi görmez mi?" sorusunu soruyor. Ancak 2025 yılında Developmental Science dergisinde yayımlanan çığır açıcı bir nörogörüntüleme çalışması, bu soruya bilimsel ve net bir "Hayır" cevabı veriyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>BEYİNDEKİ HAVAİ FİŞEK GÖSTERİSİ: CANLI OKUMA</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">fNIRS (giyilebilir beyin görüntüleme) teknolojisi kullanılarak yapılan araştırmada, 3-6 yaş arası çocukların hikâye dinleme süreçleri incelendi. Ortaya çıkan tablo çarpıcı:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sosyal Beynin Aktivasyonu: Bir ebeveynin kucağında kitap dinleyen çocukların sağ yarım küresinde; empati, niyet okuma ve sosyal anlayış alanları yoğun şekilde aktive oluyor.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ekranın Sınırı: Aynı hikâye ekrandan izlendiğinde beyin bunu sadece "mekanik bir bilgi" olarak algılıyor. Sosyal etkileşimden sorumlu alanlar sessiz kalıyor.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>EKRAN BİR AYNA, KİTAP BİR KÖPRÜDÜR</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Araştırmayı değerlendiren tıp doktorları, ebeveyn-çocuk ilişkisinin beyin üzerindeki "ayarlayıcı" etkisine dikkat çekiyor:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Duygusal Senkronizasyon: Çocuk, ebeveyninin ses tonundaki değişimden, kalp atışından ve nefes alışverişinden duyguları öğreniyor. Ekran, çocuğun tepkisine göre hızını ayarlayamazken, ebeveyn bu bağı anlık olarak kuruyor.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ayna Etkisi: Ekran sadece görüntüyü yansıtan soğuk bir ayna görevi görüyor; çocukla derin bir "ilişki" kuramıyor.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>DİJİTAL ÇAĞDA "İNSAN İZİ" REÇETESİ</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Uzmanlar ekranın tamamen hayatımızdan çıkmasının imkânsız olduğunu kabul etse de, sosyal becerilerin inşası için şu "10 Dakika Reçetesi"ni öneriyor:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dijital Detoks: Günde en az 10 dakika telefonu tamamen kenara bırakın.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sıcak Temas: Çocuğunuz kucağınıza otursun; bu fiziksel temas güven ve öğrenme bağını güçlendirir.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sesin Sihri: Aynı kitabı yüzüncü kez bile olsa kendi sesinizle okuyun. Çocuklar hikâyeyi değil, o andaki sıcaklığı hatırlar.</span></li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/cocuk-beyni-ekrani-mi-yoksa-sesinizi-mi-tercih-ediyor_69e5d0564a6c4_h.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/cocuk-beyni-ekrani-mi-yoksa-sesinizi-mi-tercih-ediyor/21385</link>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:04:41 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Skolyoz belirtileri nelerdir? Erken teşhis neden önemli ?</title>
                                    <description>Prof. Dr. Çağatay Öztürk skolyoz tehlikesine karşı uyarıyor: Çocuğunuzun omuz hizasındaki eşitsizlik, gelecekteki sağlığının en kritik sinyali olabilir.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çocukluk ve ergenlik döneminde sinsice ilerleyen skolyoz (omurga eğriliği), ağrı yapmadığı için çoğu zaman fark edilmiyor. Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öztürk, ailelerin çocuklarının duruşundaki küçük değişimleri takip etmesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>KIZ ÇOCUKLARINDA RİSK DAHA YÜKSEK</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Skolyozun sadece estetik bir sorun olmadığını, omurganın yana doğru eğilmesiyle karakterize ciddi bir sağlık problemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Öztürk, genetiğin rolüne dikkat çekiyor. Veriler, skolyozun kız çocuklarında erkeklere oranla çok daha yaygın görüldüğünü ortaya koyuyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>GÜNLÜK ALIŞKANLIKLAR OMURGAYI YORUYOR</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hastalığın ilerlemesini tetikleyen bazı hatalı alışkanlıklar konusunda uzmanlar uyarıyor:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çanta Kullanımı: Okul çantaları asla tek omuzda taşınmamalı, ağırlık iki omuza eşit dağıtılmalı.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teknoloji Kullanımı: Bilgisayar ve tablet başında uzun süre kambur oturmak eğriliği artırıyor.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Uyku Düzeni: Omurga yapısını destekleyen uygun uyku pozisyonları tercih edilmeli.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>KORSE VE EGZERSİZLE CERRAHİ ÖNLENEBİLİR</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gelişen tıp teknolojisi sayesinde skolyozun artık "korkulu bir rüya" olmadığını belirten Prof. Dr. Öztürk, tedavi yöntemlerini şöyle özetliyor: "Her vaka ameliyat demek değildir. Erken teşhis edildiğinde kişiye özel korse tedavisi ve doğru egzersiz programlarıyla başarılı sonuçlar alıyoruz. İleri vakalarda ise güncel vida ve çubuk sistemleri ile omurgayı güvenle yeniden hizalayabiliyoruz."</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>AİLELER İÇİN KONTROL LİSTESİ</b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Omuzları Kontrol Edin: Çocuğunuz ayaktayken bir omuzu diğerinden daha yüksekte mi?</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bel Asimetrisine Bakın: Bel kıvrımları iki tarafta eşit mi duruyor?</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sırtı Gözlemleyin: Çocuk öne eğildiğinde sırtın bir tarafında çıkıntı (hörgüç) oluşuyor mu?</span></li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/post21383_69e5cb911311f_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/skolyoz-belirtileri-nelerdir-erken-teshis-neden-onemli/21383</link>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 09:45:31 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınlar ağrıyı neden daha uzun süre hissediyor ?</title>
                                    <description>Science Immunology&#039;deki yeni araştırmaya göre kadınlarda ağrıyı durduran IL-10 proteini daha az üretiliyor. Prof. Dr. Selçuk Göçmen biyolojik farkları anlattı</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bilim dünyası, yıllardır süregelen "kadınlar acıya daha mı dayanıksız?" tartışmasına son noktayı koydu. Fareler üzerinde yapılan ve insan biyolojisine ışık tutan araştırmaya göre, ağrının süresini belirleyen temel faktörün bağışıklık sistemindeki IL-10 adlı bir protein olduğu ortaya çıktı.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Erkeklerde Hormonal Destek, Kadınlarda Uzun Süreli Sinyal</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, araştırmanın sonuçlarını değerlendirerek ağrı mekanizmasındaki cinsiyet farkını şöyle özetledi:</b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">IL-10 Proteini: Vücudun ağrıyı dindirmek için kullandığı "dur" sinyalidir. Erkeklerdeki hormonal yapı bu proteinin üretimini artırarak ağrıyı daha hızlı sonlandırıyor.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Daha Uzun Sinyal: Kadınlarda bu biyolojik destek daha zayıf olduğu için ağrı sinyali sinir sisteminde daha uzun süre açık kalıyor.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nöro-Hormonal Gerçeklik: Bu durum psikolojik bir eşik farkı değil, tamamen bağışıklık ve sinir sisteminin işleyiş farkıdır.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>"TEK TİP TEDAVİ" DEVRİ KAPANIYOR</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Prof. Dr. Göçmen, kadın hastaların kronik ağrı şikayetlerinin geçmişte "duygusal durumlar" ile açıklanarak geçiştirilmesinin bilimsel bir hata olduğunu vurguladı. Yeni bulgular ışığında ağrı tedavisinde şu değişimler bekleniyor:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Cinsiyete Özel Tedavi: Ameliyat sonrası rehabilitasyon süreçleri kadınlar için daha hassas planlanacak.</b></span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Kişiselleştirilmiş Analjezi: Hormon döngüsü ve bağışıklık sistemi verilerine göre hazırlanan ilaç tedavileri standart hale gelecek.</b></span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Kronik Ağrılarda Yeni Umut: Fibromiyalji, bel fıtığı ve sinir hasarı gibi kompleks ağrılarda yeni nesil yöntemlerin önü açılacak.</b></span></li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/post21380_69e3331f6ccbd.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/kadinlar-agriyi-neden-daha-uzun-sure-hissediyor/21380</link>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:30:38 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İSTAHED&#039;den aşı uyarısı: &quot;Ulusal takvime alınmalı!&quot;</title>
                                    <description>İSTAHED Genel Sekreteri Dr. Çınla Nişli Kaya, meningokok ve HPV aşılarının ücretsiz olması gerektiğini vurgulayarak, &quot;Sağlık hizmeti ayrıcalık değildir&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Genel Sekreteri <b>Dr. Çınla Nişli Kaya</b>, son dönemde Avrupa'da artış gösteren meningokok vakalarının Türkiye için de ciddi bir uyarı niteliğinde olduğunu belirterek, koruyucu sağlık hizmetlerinde acil reform çağrısı yaptı. Meningokok kaynaklı menenjitin saatler içinde ilerleyen, öldürücü ve kalıcı hasarlar bırakan bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Kaya, aşılama sürecindeki eşitsizliğe dikkat çekti:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Hızlı İlerleme:</b> Ateş, kusma ve bilinç değişikliğiyle başlayan tablo, hızla uzuv kaybı veya nörolojik hasara yol açabiliyor.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Ekonomik Engel:</b> Dünyada birçok ülkede ücretsiz olan bu aşılar, Türkiye’de hala ailelerin kendi imkanlarıyla karşılanmak zorunda.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Sosyal Devlet Vurgusu:</b> Dr. Kaya, "Bir çocuğun korunması bilimsel gereklilikle değil, ailenin cüzdanıyla belirleniyor. Bu kabul edilemez" ifadelerini kullandı.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>HPV AŞISINDA "SÖZLER TUTULMADI" ELEŞTİRİSİ</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sadece menenjit değil, rahim ağzı kanserini önleyen <b>HPV aşısı</b> için de benzer bir tablonun hakim olduğunu belirten İSTAHED, yıllardır verilen geri ödeme sözlerinin tutulmadığını hatırlattı. Dr. Kaya, "Elimizde bilim ve çözüm var ama uygulama eksik. İnsanların kaderi maddi durumuna bırakılmış durumda" dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>"KAYBETMEDEN ÖNCE KORUMAK İSTİYORUZ"</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aile hekimlerinin sahada önlenebilir hastalıklarla mücadele etmek zorunda kaldığını belirten dernek yönetimi, koruyucu hekimliğin bir tercih değil, sosyal devletin asli görevi olduğunun altını çizdi.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/post21379_69e32f9521cdb_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/video/istahedden-asi-uyarisi-ulusal-takvime-alinmali/21379</link>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:13:35 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı bir kalp için 10 altın kural: uzmanından öneriler</title>
                                    <description>Prof. Dr. Rifat Eralp Ulusoy’dan kalbi yormadan yaşamak için 10 yaşam önerisi</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Doğduğumuz andan itibaren durmaksızın çalışan kalbimiz, vücudumuzun en hassas motoru. Genellikle bir sorun çıkana kadar varlığını unuttuğumuz bu organ, aslında her adımımızda ve her öğünümüzde özen istiyor. Central Hospital’dan Prof. Dr. Rifat Eralp Ulusoy, kalbi yormadan enerjik bir ömür sürmenin ipuçlarını paylaştı.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>KALBİN "PASINI SİLECEK" 10 ALTIN KURAL</b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Renkli Beslenin: Paketli gıdalar yerine pazar tezgahını tercih edin. Zeytinyağı ve yeşillik baş tacınız olsun.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tempolu Yürüyüş: Her gün 30 dakikalık bir yürüyüş, spor salonuna gitmeden de kalbin pasını siler.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tuzluğu Masadan Kaldırın: Yemeğin tadına bakmadan tuz atmak tansiyonun en büyük düşmanıdır.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kilo Kontrolü: Fazla kilolar sadece dış görünüşü değil, en çok kalbi yorar. Ona bu yükü bindirmeyin.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sigaraya Veda: Damarları tıkayan ve kalbi nefessiz bırakan sigara, kalbe yapılan en büyük ihanettir.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Stres Yönetimi: "Can huzurdan gider." Sakin kalmaya çalışmak kalbe en iyi ilaçtır.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Düzenli Uyku: Kalbin dinlenip zinde başlaması için günde 7-8 saat uyku şart.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şekerden Kaçının: Şekerli içecekler yerine tatlı ihtiyacınızı meyvelerden karşılayın.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Düzenli Kontrol: Doktora gitmek için ağrıyı beklemeyin; periyodik olarak kalbinizin sesini dinletin.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Değerlerinizi Tanıyın: Tansiyon ve şeker değerlerinizi bilmek, vücudun sinyallerini anlamanızı sağlar.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>"BUGÜN ATILAN ADIM, YARINKİ HAYAT SİGORTASIDIR"</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Prof. Dr. Ulusoy, kalp sağlığının sadece yaşlılıkta değil, her yaşta düşünülmesi gereken bir konu olduğunu belirtti. Bugün yapılacak küçük yaşam tarzı değişiklikleri, gelecekte yaşanabilecek büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek için en güçlü sigorta niteliği taşıyor.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/saglikli-bir-kalp-icin-10-altin-kural-uzmanindan-oneriler_69e1ed1a7cc18_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/saglikli-bir-kalp-icin-10-altin-kural-uzmanindan-oneriler/21367</link>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:15:23 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Fatih Elibol’dan engellilere ücretsiz koçluk</title>
                                    <description>Gelecek Bugün Başlar Derneği, engelli bireylere yönelik ücretsiz koçluk eğitimleriyle 132 kişiye meslek kapısı açtı</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Engelli bireylerin toplumsal ve profesyonel hayata katılımını desteklemek amacıyla yola çıkan Gelecek Bugün Başlar Derneği, "Engelsiz Koçluk" projesiyle büyük bir başarıya imza attı. 2025 yılında başlayan ve gönüllülük esasıyla yürütülen program, bedensel engelli bireyleri uluslararası standartlarda birer profesyonel koç haline getiriyor. Derneğin kurucusu, ünlü mentor koç ve yazar Fatih Elibol tarafından verilen eğitimler, katılımcılara sadece bilgi değil, yeni bir kariyer imkanı sunuyor:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kapsam: ICF akredite ELB Koçluk Programı kapsamında her katılımcı 38 saatlik yoğun eğitimden geçiyor.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Başarı: Toplamda 132 bedensel engelli birey, eğitimlerini tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Erişilebilirlik: Online platformlar üzerinden yürütülen eğitimler sayesinde Türkiye’nin dört bir yanındaki engelli bireyler programa katılabiliyor.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>"AMACIMIZ SADECE ÖĞRETMEK DEĞİL, DÖNÜŞTÜRMEK"</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Programın lideri Fatih Elibol, projenin toplumsal farkındalık açısından sürdürülebilir bir model olduğunu belirterek; "Amacımız bireylerin kendi potansiyellerini keşfetmelerine ve topluma katkı sağlayan aktif bireyler haline gelmelerine destek olmak. Potansiyel, fiziksel koşullarla sınırlı değildir" dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>HAYATI DEĞİŞENLERİN DİLİNDEN: "İÇİMDEKİ LİDER ORTAYA ÇIKTI"</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eğitimi tamamlayan katılımcılardan Canan Hanım, yaşadığı dönüşümü şu sözlerle özetliyor: "Tam koçluk yapamayacağımı düşünüp bırakacakken bu ilanla karşılaştım. Fatih Elibol ve dernek arkadaşlarım içimdeki lideri ortaya çıkardılar. Şimdi unvan almama çok az kaldı; aranıyor, değer görüyor ve seviliyorum. Artık birçok hayalim var."</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/post21365_69e1e8eb3b586_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/fatih-eliboldan-engellilere-ucretsiz-kocluk/21365</link>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:01:09 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Şiddetle mücadelede aile kalkanı: Uzmanından önemli uyarılar</title>
                                    <description>Psikolog Çağatay Demirel, okullardaki şiddet olaylarına karşı aileleri uyardı: &quot;Dijital dünyayı çocukla birlikte yönetmek, yasaktan çok daha güçlü korur.&quot;</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İstanbul Atlas Üniversitesi Uzman Psikoloğu Çağatay Demirel, son dönemde okullarda tırmanan şiddet olaylarını ve çözüm yollarını değerlendirdi. Şiddetin ne sadece biyolojik ne de sadece çevresel olduğunu belirten Demirel, en büyük korumanın ailede başladığına dikkat çekti.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>ŞİDDET BİR BİRİKİMİN SONUCUDUR</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şiddet eğiliminin ihmal, istismar, güvensiz bağlanma ve dışlanma gibi risk faktörlerinin birikmesiyle oluştuğunu ifade eden Demirel, "Hiçbir çocuk şiddet uygulayacak şekilde programlanmış doğmaz" dedi. Okulda yaşanan akran zorbalığı ve toplumsal şiddetin normalleşmesinin bu eğilimi beslediğini belirten uzman, çözümün "duygusal okuryazarlık" eğitiminden geçtiğini söyledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>MEDYADAKİ TEHLİKE: TAKLİT ETKİSİ (COPYCAT EFFECT)</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Okullardaki silahlı saldırıların artışında medyanın rolüne değinen Demirel, Werther Etkisi olarak da bilinen "taklit etkisi" uyarısında bulundu: "Saldırıların sansasyonel ve detaylı aktarılması, psikososyal açıdan zayıf bireyler için model oluşturuyor. Failin yöntemlerini ve kimliğini merkezileştiren anlatılar, şiddetin yeniden üretilme riskini artırıyor. Medya, olay yerine çözüm yollarına odaklanmalıdır."</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>DİJİTAL DÜNYA: YASAKLAMAK YERİNE BİRLİKTE YÖNETİN</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sosyal medyadaki nefret söylemleri ve çevrimiçi zorbalığın asıl tehlikeyi oluşturduğunu belirten Demirel, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İletişim: Çocuğun duygularını isimlendirmesine yardım edin.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dijital Yönetim: İnternet kullanımını yasaklamak yerine, içerikleri çocukla birlikte izleyip üzerine konuşun.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gözlem: Erken uyarı işaretlerini (ani öfke, içe kapanma) ciddiye alın.</span></li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/siddetle-mucadelede-aile-kalkani-uzmanindan-onemli-uyarilar_69e09be9e2d45.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/siddetle-mucadelede-aile-kalkani-uzmanindan-onemli-uyarilar/21354</link>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:18:27 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanserin genetik haritası çıkarıldı: 448 türde yeni dönem</title>
                                    <description>Dünya çapında 50 bin tümörün incelendiği dev araştırma, kanserin bağışıklık sisteminden kaçış yollarını ve kişiye özel tedavi yöntemlerini gün yüzüne çıkardı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tıp dünyası, kanserle mücadelede devrim niteliğinde bir genetik keşfe imza attı. 11 Mayıs 2026’da Cancer Cell dergisinde yayımlanacak olan kapsamlı çalışma, 50 bin tümör örneğini analiz ederek 448 kanser türünün tedavi algoritmasını değiştirecek "sıra dışı" genetik yolakları belirledi. Araştırmanın en kritik bulgularından biri, kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden gizlenmesini sağlayan HLA sınıf I kaybı oldu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, bu durumu kanserin "görünmezlik pelerini" olarak tanımlayarak, bu keşfin immünoterapiye yanıt vermeyen hastalar için yeni bir umut ışığı olduğunu vurguladı.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>TERZİ DİKİMİ TEDAVİ STANDARTLAŞIYOR</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Özellikle beyin tümörleri (Glioblastoma, Astrositoma) üzerine yapılan incelemeler, mutasyonların dokuya göre farklı tepkiler verdiğini kanıtladı. Prof. Dr. Göçmen, modern tıbbın geldiği noktayı şu sözlerle özetledi: "Artık kanseri ismiyle değil, genetik parmak iziyle tanımlıyoruz. Kişiselleştirilmiş tedavi artık bir temenni değil, her hastanın biyolojik koduna göre şekillenen bir standarttır."</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/kanserin-genetik-haritasi-cikarildi-448-turde-yeni-donem_69ddef021f629.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/kanserin-genetik-haritasi-cikarildi-448-turde-yeni-donem/21340</link>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşlanan Nüfus ve obezite bel ağrısı kabusunu tetikliyor</title>
                                    <description>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Arman Öztürk, hareketsiz yaşam ve aşırı kilonun omurga sağlığını bozarak ciddi bel ağrılarına yol açtığını söyledi</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gelişen tıp teknolojileriyle uzayan yaşam süresi ve modern çağın sorunu obezite, bel ağrısı şikayetlerini zirveye taşıdı. Özel Sağlık Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Arman Öztürk, yaşlı nüfusun artışı ile sağlıksız beslenmenin birleşmesinin kas-iskelet sistemi üzerinde büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Bel ağrılarının toplumda genellikle fıtıkla karıştırıldığını belirten Uzm. Dr. Öztürk, belirtiler konusunda önemli bir ayrım yaptı: "Bacakta kuvvet kaybı, ciddi uyuşma veya tuvalet kontrolü kaybı yoksa ağrıların %90'ı fıtıkla ilişkisizdir. MR'da fıtık görülse dahi, bu durum omurga yaşlanmasının doğal bir parçası olabilir ve vücut kendini onarabilir."</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>KİLO VERME VE DOĞRU OTURUŞ TEDAVİNİN PARÇASI</b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini ifade eden Öztürk, ameliyatsız çözüm yöntemlerini şöyle sıraladı:</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kilo Kontrolü: Verilen her kilo beldeki baskıyı azaltır.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ergonomik Düzenlemeler: Bilgisayar başında dik oturmak, cepte cüzdan varken asimetrik oturmamak ve ağır çantaları tek kolda taşımamak.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nokta Atışı Tedaviler: İlaçla geçmeyen ağrılarda ultrason eşliğinde enjeksiyon ve fizik tedavi uygulamaları.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>CERRAHİ NE ZAMAN GEREKLİ?</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cerrahi müdahalenin en son seçenek olduğunu hatırlatan Dr. Öztürk, bacakta güç kaybı ve kontrol dışı belirtilerin görüldüğü durumlarda vakit kaybetmeden cerrahiye yönlendirme yapıldığının altını çizdi.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/yaslanan-nufus-ve-obezite-bel-agrisi-kabusunu-tetikliyor_69dcae200476b.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/yaslanan-nufus-ve-obezite-bel-agrisi-kabusunu-tetikliyor/21338</link>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir Dişhekimleri Odası’nda Ersin Atinel güven tazeledi</title>
                                    <description>İzmir Dişhekimleri Odası’nın 21. Olağan Genel Kurulu’nda Dt. Ersin Atinel ve ekibi, üyelerin güven oyunu alarak yeniden yönetime seçildi</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İzmir Dişhekimleri Odası’nın (İZDO) Tepekule Kongre Merkezi’nde düzenlenen 21’inci Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda seçim heyecanı yaşandı. Mevcut başkan Dt. Ersin Atinel liderliğindeki aday yönetim kurulu, oy çokluğuyla yeniden göreve getirilerek güven tazeledi. Seçim sonrası açıklamalarda bulunan Ersin Atinel, mesleğin kronikleşen sorunlarına dikkat çekti. Diş hekimliğinin yüksek maliyetli ve sorumluluğu ağır bir meslek olduğunu vurgulayan Atinel, şu ifadeleri kullandı: "Girdi maliyetleri, vergi yükleri ve personel giderleri her geçen gün ağırlaşıyor. Bizim talebimiz bir ayrıcalık değil, emeğimizin hakkıdır. Ayrıca plansız açılan diş hekimliği fakülteleri mesleğimizin geleceğini tehdit ediyor. Genç meslektaşlarımızın umutsuzluğa değil, onurlu bir meslek yaşamına ihtiyacı var."</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>DAYANIŞMA VE TOPLUM SAĞLIĞI VURGUSU</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Atinel, ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu hatırlatarak, koruyucu diş hekimliği hizmetlerinin sağlık politikalarında öncelikli hale gelmesi gerektiğini belirtti. Çözümün "birlik ve bilim" ekseninde olduğunu ifade eden Atinel, "Biz birlikte durursak mesleğimiz güçlenir," diyerek dayanışma çağrısında bulundu.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/izmir-dishekimleri-odasinda-ersin-atinel-guven-tazeledi_69dca516e1f20_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/izmir-dishekimleri-odasinda-ersin-atinel-guven-tazeledi/21336</link>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Multidisipliner yaklaşım yaşam kalitesini iyileştiriyor</title>
                                    <description>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Parkinson, uyumlu bir ekip çalışmasıyla iyi bir şekilde yönetilebilir”</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöromodülasyon Merkezi tarafından “Dünya Parkinson Günü” kapsamında düzenlenen “Parkinson Tedavisinde Multidisipliner Yaklaşımlar” başlıklı panelde Parkinson hastalığı farklı branştan uzmanların bakış açılarıyla tüm yönleriyle ele alındı. İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, Parkinson’un iyi bir takım çalışmasıyla yönetilmesi gereken bir hastalık olduğunu söyledi.  Hastalığın teşhis sürecinden başlayarak tedavi ve takip sürecinde birçok disiplinden çok geniş bir ekibin etkili rol oynadığını belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Bu disiplinlerin iş birliği içinde çalışması gerekiyor. Bu ekip çalışması, hastanın ihtiyaçlarının belirlenmesi ve tedavinin kişiye özel planlanması sürecine önemli katkılar sağlıyor. Böylece hastalığın takibi ve hastanın yaşam kalitesinin iyileştirilmesi noktasında önemli sonuçlar elde ediliyor” dedi. Hasta ve hasta yakınlarının da katıldığı panelde, Parkinson’da erken belirtiler, tedavi ve hastalara yaklaşım, fizyoterapi desteği ve beslenmenin önemi gibi Parkinson hastalarının yaşamını ilgilendiren en temel konular hakkında uzmanları tarafından önemli bilgiler paylaşıldı. Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöromodülasyon Merkezi ve Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Parkinson Tedavisinde Multidisipliner Yaklaşımlar” başlıklı panelde Parkinson hastalığı farklı yönlerden ele alındı.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>PROF. DR. ERSOY KOCABIÇAK: “PARKİNSON’UN YÖNETİMİ TAM BİR TAKIM İŞİ”</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, açılış konuşmasında İngiliz doktor ve eczacı James Parkinson’dan ismini alan hastalığın teşhis ve tedavi sürecinde multidisipliner yaklaşımın önemli olduğunu vurguladı. Parkinson hastalığı yönetiminin tam bir takım işi olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Parkinson, iyi bir takım çalışmasıyla yönetilmesi gereken bir hastalık. Parkinson’un teşhis sürecinden başlayarak tedavi ve takip sürecinde nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi, psikiyatri, nöropsikoloji, fizyoterapi ve rehabilitasyon, ergoterapi, dil ve konuşma terapisi ve beslenme uzmanlarından oluşan çok geniş bir ekip etkili rol oynuyor. Bu disiplinlerin iş birliği içinde çalışması, hastanın ihtiyaçlarının belirlenmesi ve tedavinin kişiye özel planlanması gibi çok önemli kararların alınmasında etkili oluyor. Böylece hastalığın takibi ve hastanın yaşam kalitesinin iyileştirilmesi noktasında önemli sonuçlar elde ediliyor” dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"> </p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>BEYİN PİLİNDE DOĞRU VE UYGUN HASTA SEÇİMİ ÇOK ÖNEMLİ</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Parkinson tedavisinde etkili olan, “beyin pili” olarak bilinen Derin Beyin Stimülasyonu uygulamaları ile ilgili bilgi de veren Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Beyin pili uygulaması, hastalığı tedavi etmiyor. Hastalığın oluşturduğu şikayetlerin şiddetini azaltıyor. Beyin pili uygun hastalarda uygulanan bir yöntem. Bu nedenle doğru ve uygun hasta seçimi çok önemli. Bu ameliyatlara beyin ve sinir cerrahisi olarak tek başımıza karar vermiyoruz. Parkinson hastasının önce bir hareket bozukluğu nörolojisi uzmanı tarafından muayene edilip değerlendirilmesi gerekiyor. İyi bir cerrahi planlama yapılması çok önemli. Doğru bir cerrahi teknik uygulamak gerekiyor. Ameliyat sonrasında da bataryayı çok iyi ayarlamak gerekiyor. Kısaca, bu bir takım oyunu. Parkinson böyle bir hastalık. Tek bir ekibin altından kalkacağı bir hastalık değil, çok disiplinli bir ekip işi olarak ele alınmalı” dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>PARKİNSON HASTALIĞI FARKLI YÖNLERİYLE ELE ALINDI</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Açılış konuşmasının ardından başlayan panelin ilk konuşmacısı olan Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, “Parkinson Hastalığı Nedir? Erken Belirtiler Nelerdir?” başlıklı sunumunda hastalıkla ilgili bilgi verdi, belirtilere dikkat çekti.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Seda Bostan, “Parkinson Hastalığına Eşlik Eden Hareket Dışı Belirtiler Nelerdir?” başlıklı sunumunu yaparken Doç. Dr. Zeynep Tüfekçioğlu, “Parkinson Hastalığında Tedavi Yöntemleri ve Yaşam Hedefleri Nelerdir?” başlıklı sunumunda hastalığın tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi verildi.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>PARKİNSON’DA BEYİN PİLİ TEDAVİSİ </b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ali Osman Muçuoğlu, “Beyin Pili Parkinson Hastalığında Nasıl Yardımcı Olur?” başlıklı sunumunda Derin Beyin Stimülasyonu ve tedavideki önemini anlattı.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>PARKİNSON’DA PSİKİYATRİK BELİRTİLER VE ETKİLER ELE ALINDI</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Atlas Üniversitesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Filiz Karalar, “Parkinson Hastalığında Psikiyatrik Belirtiler” ve Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “DBS ve Psikiyatrik Semptomlar” hakkında bilgi verdi.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Parkinson hastalığında nöropsikoloji, dil ve konuşma terapisi, fizyoterapi ve beslenme tartışıldı</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Göral, “Parkinson Hastalığında Nöropsikolojik Değerlendirmenin Önemi”; Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Merve Savaş ise “Parkinson Hastalığında İletişim, Ses ve Yutma Bozukluklarının Yönetimi” konusunu ele aldı.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Parkinson’da Fizyoterapinin Etkileri”ni ele aldığı panel Atlas Üniversitesi Hastanesi’nden Diyetisyen Nilay Cansever’in “Parkinson Hastalığında Beslenme” sunumuyla sona erdi.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>PARKİNSON HASTALARI TECRÜBELERİNİ PAYLAŞTI</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Panele katılan Parkinson hastaları da tedavi süreçlerine ilişkin bilgi verdi. Evli, iki çocuk annesi, öğretmen Zeliha Bozkurt (54), Burhaniye’de yaşıyor. 10 yıldır Parkinson hastası olan Zeliha Bozkurt, 2009’da Almanya’dan Türkiye’ye döndü. 5 yıl Düzce’de görev yaptıktan sonra Balıkesir Dursunbey’de köy okuluna atandığı süreçte çeşitli zorluklar yaşadı. Disiplinli ve düzeni seven biri olarak kendini tanıtan Zeliha Bozkurt’un hastalık şikayetleri o dönemlerde hareketlerde yavaşlama ile başladı. Atlas Üniversitesi Hastanesi’ne başvurduğunda donmaları ve istemsiz hareketlerinin olduğunu belirten Zeliha Bozkurt, Kasım 2025’te geçirdiği ameliyatın ardından şu anda günlük yaşam aktivitelerini rahat gerçekleştirebildiğini, kasılmalarının rahatladığını ve şikayetlerinin büyük ölçüde azaldığını söyledi. Evli, emekli turizmci Mehmet Bilgiç (59), Gebze’de yaşıyor. 10 yıldır Parkinson hastası olan Bilgiç, şikayetlerinin sağ tarafta titremeyle başladığını, titremenin bir yıl içinde sol tarafına da geçtiğini kaydetti. Ocak 2021’de ameliyat olan Mehmet Bilgiç, artık eşinden destek almadan günlük yaşamını idame ettirebildiğini, özgüveninin yerine geldiğini ve titremelerinin yok denecek kadar az düzeyde olduğunu söyledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"> </p>

<p style="margin-bottom:13px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/multidisipliner-yaklasim-yasam-kalitesini-iyilestiriyor_69da1ebd1fad1_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/multidisipliner-yaklasim-yasam-kalitesini-iyilestiriyor/21329</link>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanserde 32 Yıllık Japon mucizesi: Kişiye özel &quot;AFTV&quot; aşısı</title>
                                    <description>Japon bilim insanı Prof. Dr. Tadao Ohno’nun kişiye özel kanser aşısı AFTV’yi geliştirdi. Aşı karaciğer kanserinde riski %81 azaltarak tıp dünyasında çığır açtı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kanserle mücadelede bağışıklık sistemini bir silah gibi kullanmayı hedefleyen Japon bilim insanları, 32 yıllık bir emeğin sonucunu tıp dünyasıyla paylaştı. Geleneksel tedavilerin aksine, hastanın ameliyatla alınan kendi tümörünü antijen olarak kullanan AFTV aşısı, bağışıklık hücrelerini (CTL) doğrudan kanser hücrelerine karşı eğitiyor. Prof. Dr. Tadao Ohno, aşının temel mantığını şu sözlerle özetliyor: "Başkasının kanserine karşı eğitilmiş hücreler, hastanın kendi tümörünü tanımıyor. Biz, patoloji lamlarında bulunan ölü tümör hücrelerini kullanarak bağışıklık sistemine 'hedefi' öğretiyoruz."</span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>ÖNE ÇIKAN BAŞARILAR VE İSTATİSTİKLER</b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Meme Kanseri: Evre 4 metastatik hastalarda, radyoterapi ile kombinasyon halinde 10 yıllık sağkalım oranı %50’nin üzerine çıktı.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Karaciğer Kanseri: Ameliyat sonrası nüks riskini %81 oranında azalttığı klinik çalışmalarla kanıtlandı.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sağkalım Oranı: Faz II çalışmalarında, aşılanan grupta 24 aylık sağkalım %90 iken, kontrol grubunda bu oran %50’de kaldı.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>AFTV KİMLER İÇİN UYGUNDUR?</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Aşı, tek başına bir mucize değil, cerrahi sonrası nüksü önlemek için "tamamlayıcı" bir tedavi olarak tasarlanmıştır. Uygulama kriterleri şunlardır:</b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bağımsız Hareket: Hastanın günlük aktivitelerini sürdürebilmesi (Karnofsky Skoru ≥ 90).</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Doku Miktarı: En az 2 gram tümör dokusunun mevcut olması.</span></li>
	<li style="margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bağışıklık Gücü: Lenfosit sayısının mikrolitrede en az 1.000 olması.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px; margin-left:8px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Engel Durumlar: Otoimmün hastalıklar, ağır kaşeksi (aşırı zayıflık) ve yoğun kemoterapi sonucu çökmüş kemik iliği durumunda uygulanmıyor.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>NASIL UYGULANIYOR?</b></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tedavi, 2 hafta aralıklarla deri altına yapılan toplam 3 enjeksiyondan (bir kür) oluşuyor. Hücre kültürü gerektirmediği için dendritik hücre aşılarına göre daha basit ve ekonomik bir üretim sürecine sahip.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.gazete365.com/images/media/2026/04/kanserde-32-yillik-japon-mucizesi-kisiye-ozel-aftv-asisi_69da0bce811cd_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Gazete 365</author>
                <link>https://www.gazete365.com/kanserde-32-yillik-japon-mucizesi-kisiye-ozel-aftv-asisi/21326</link>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
