Reklam
  • Reklam
Trafik ve insan… 
SEYFULLAH ATÇI

SEYFULLAH ATÇI

Toplum

Trafik ve insan… 

25 Mayıs 2017 - 22:16

Bilindiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda “Trafik”, “Yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleridir” şeklinde tanımlanmıştır. Öte yandan Türk Dil Kurumunda ise “İnsan”, “Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı” şeklinde tanımlanmıştır. Baktığımız zaman bir birinden ayrı olarak düşünülemeyecek hatta içi içe yaşayan bu iki olgu, dünyamızda gün geçtikçe daha önemli hale gelmekte, bu ikilinin uyum içinde yaşaması için, belediyeler, şehir planlayıcılar, üniversiteler, araştırma merkezleri gibi birçok kurum, uyum ve huzur içinde yaşaması için özel çabalar harcamakta, önemli bütçeler ayırmaktadır.  

Ancak bütün bunların yetmediğini, uyumlu ve huzurlu bir trafik yaşamı için, toplum kültürü, ülkenin siyasi huzuru, bireylerin eğitim seviyesi, ülkenin sosyoekonomik yapısı, gelişmişlik düzeyi, ülkenin trafik kuralları, kanunlar, para ve hapis cezaları, trafik araç muayene mevzuatı, trafik/kasko sigortası ve otoyol mevzuatı, OGS, HGS, sistemleri ve daha sayamadığım birçok konu sadece trafik ve insan uyumu/huzuru için uyarlanmıştır.

Tüm bunlar yeterli midir? Tabii ki hayır, yeterli olsaydı bu kadar trafik sıkışıklığı, trafik kazaları ve ölümler olmazdı?  

Peki, ne yapmak lazım diye içinizden geçirdiğinizi “daha ne yapsınlar, bu kadar kanun bu kadar mevzuat, bu kadar alt yapı diye düşünüp, sadece araç fazlalığı ya da nüfus artışı sebep oluyordur” diye değerlendirdiğinizi düşünüyorum.

Aslında olay bu kadar kolay değil, kanun koyucu (dünyadaki benzerleri gibi) yasal düzenlemeleri yapmış, fakat ne trafik kazaları, ne trafik stresi bitmek tükenmek bilmiyor.

Olaya biraz teknik mevzuat, biraz duygusal yaklaşım, biraz da nezaket kurallarını eklersek sanırım biraz daha iyileşme artacaktır. Nasıl mı?  Mesela yakın tarihte Muğla’da meydana gelen 24 kişinin (çoğunluğu anne olan) hayatını kaybettiği olaya bakacak olursak, bazı gazete haberlerinde aracın muayene süresinin geçtiğinden, freni patladığından, başka aracın sıkıştırdığından gibi çeşitli söylentilerden söz ediliyordu. Tabi bunlar doğrumu bilemeyiz. Ama trafikte muayenesi geçmiş, trafik poliçesi süresi geçmiş, ehliyetsiz, ehliyetine el konmuş gibi bir sürü olumsuzlukların yaşandığını her kes çok iyi biliyor. Tüm bunlar bir canlı bomba kadar tehlikeli hususlardır, eminim bu bakış açısına kimse itiraz etmeyecektir. Bir başka komik olay, Ankara’da yaşandı, benzini biten bir aracı itmeye yardım etmedi diye insan öldürecek derecede stresli/gergin insanlar görüyoruz, daha bir sürü örnek verilebilir.

Ben yaklaşık 35 senedir araç kullanıyorum, kendimi iyi bir araç sürücüsü bilirdim, yakın geçmişte “ileri sürüş eğitimine” katıldım. İnanın, ne yukarıda saydığım mevzuat, ne teknik, ne kültürel ne duygusal, ne toplumsal düzen bir kişinin trafikte araç kullanması için yeterli değildir, kesinlikle her kes “ileri sürüş eğitimi” almalıdır. Öyle ehliyet almak için gittiğimiz kurs ya da okuduğumuz kitapçıklarla trafikte başarılı/huzurlu birer sürücü olmak yetmez, bu eğitimi alanlar beni çok iyi anlayacaktır.

Özetle, trafik ve insan ikilisinin uyumu ve huzuru için, çok iyi mevzuat, çok iyi araçla ilgili teknik bilgi, toplumsal kültür, nezaket, hoş görü, sorumluluk ve tabi ki de toplumsal huzur başta olmak üzere, iyileştirilmeli, 20 yaşını geçmiş araçlar kesinlikle trafikten men edilmeli, muayenesiz ve trafik poliçe olmayan araç uzun vadeli bağlanmalı, “ileri sürüş eğitimi zorunlu hale getirilmeli” ve insanlarımızın hayatlarına daha çok değer verilmelidir.

Trafikte de canınız sağ olsun.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar