Reklam
  • Reklam
STK
Reklam
SEYFULLAH ATÇI

SEYFULLAH ATÇI

Toplum

STK

21 Mart 2009 - 02:12

“Sivil Toplum Kuruluşu” ya da “Gönüllü Kuruluşlar” Kavram olarak, sivil halkın belli bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmiş ve resmi bir kimlik oluşturmuş (Dernek, Vakıf ve Kültür Kooperatifleri gibi) topluluklar olarak bilinir. Öte yandan yine sivil bir tüzel kişilik olarak kabul edilen, “meslek odaları” (Ticaret Odası, Sanayi Odası, Meslek Odaları gibi) belli bir amacı gerçekleştirmek için ve işçi haklarını takip etmek için “sendikalar ve bunların federasyonları da” belli bir amaç için, bir araya gelerek oluşturulan diğer STK türleridir. Bir diğer STK olarak kabul edeceğimiz örnek de (aslında bu konu kamuoyunun gözünden kaçmaktadır) “Spor Kulüpleridir”. Bilindiği gibi, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve benzeri birçok kulüp, tüzel kişilik (hükmi şahsiyet) olarak aslında birer Dernek'tir. Görüldüğü gibi STK, büyük bir çeşitlilik göstermekle birlikte, gerek ulusal, gerekse uluslar arası açıdan anlam ve önem taşıyan, kişisel ya da grupsal çıkar sağlamak peşinde koşmayan, demokratikleşme, çağdaşlaşma gibi temel hak ve özgülükleri korumayı amaçlamaktadır. Makalenin ikinci paragrafında belirtmeye çalıştığım, Ticari veya Mesleki STK' larına baktığımızda bunların çok eskiye dayanan geçmişleri olduğunu, hatta Osmanlı İmparatorluğu zamanına kadar giden Ticari Meslek Kuruluşlarının varlığını görürüz. Oysa ticari veya mesleki bir amaç gütmeyen ve ülkemizde pekte geçmişe dayanmayan, sivil inisiyatifli STK' lara baktığımızda ise, küreselleşmenin başladığı dönemler ile birlikte artmaya başladığını görürüz. Bu durum, aslında sivil bilinçlenmeyi birlikte getirmekle beraber, küreselleşmeyle birlikte neden mantar gibi çoğaldığını veya Avrupa Birliğinin ülkemizde her alanda STK girişimini desteklediğini iyi anlamak lazım. Bu konu gazete, dergi, kitap veya internette araştırılacak kadar kolay bir konu sayılmaz, hatta bir Tez veya Doktora konusu olacak kadar akademik önemi olan bir konudur. Bu mesajı verdikten sonra, günümüzün popüler kavramı olan “Sivil Toplum Kuruluşları” olgusunu başka bir açıdan ele alalım. Toplumbilimciler, irademiz dışında ailemizi seçebilme gibi bir durum ile irademizi kullanarak örneğin bir sözleşmeye dayalı olarak seçebildiğimiz dernek üyeliği veya vakıf kuruculuğu gibi bir durum arasında ayrım yaparlar. Bu türden iradeyi kullanarak mensubu olunan kuruluşlarda “rıza” önde gelir. Küreselleşmeyle birlikte STK veya Gönüllü Kuruluş olarak bilinen bu toplulukların bir başka tanımı da “Devlet Dışı Örgütlerdir”. Toplumbilimde uzun zamandır yapılan bu tanım, aslında bildiğimiz STK' lardan başka bir şey değildir. Konunun en çarpıcı yanı ise, temsili demokrasi kuramlarının aşınması nedeniyle, bu kuruluşlar artmaya başlamış ve kendiliğinden yeni işlevler yüklenmiştir. STK' lar bu gün, gerek ulusal gerekse uluslar arası düzeyde, demokratik siyasal ve toplumsal yaşam için “olmazsa olmaz” derecede önem kazanmışlardır. Bunun en önemli nedeni, bence, güçler ayrımı gibi temsili demokrasi kuramlarının günümüzde aşınmış bulunmasıdır.

Son Yazılar