• Reklam
Çevre ve siyaset
SEYFULLAH ATÇI

SEYFULLAH ATÇI

Toplum

Çevre ve siyaset

10 Şubat 2011 - 11:44

Evrendeki tüm canlılara oranla, doğaya en büyük zararı insanlar vermektedir, yine tüm canlılara oranla doğaya verilen zararı asgariye indirebilecek olan da yine insandır. Bu iki olgu da itiraz edilemeyecek bir gerçektir. Bu olgulardan bakıldığı zaman, dünyada çevre alanında yaşanan ve vahim durumlara gelen sorunlara çözüm bulunması son derece önem arz etmektedir. Küresel etkileri olan çevre sorunlarını, ilk etapta önemsizmiş gibi değerlendirenler olsa da, irdelendiğinde olayın sadece yüzeysel görünümden ibaret olmadığı olayın, sosyo-ekonomik konularla da bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kaybı ve bozulması, tehlikeli atık üretimi, ormanların yok olması, ekolojik dengenin bozulması ve benzeri çevre sorunları, ırk ve din tanımadan insanlığı tehdit eder hale gelmektedir. Dünyamızı tehdit eden bu büyük sorunun önlenmesi için gereken en önemli faktör, toplumun bilinçlendirilmesi, mücadele için katılımın artırılması, gerekli kamuoyu çalışmalarının yapılması ve bireylerin buna destek vermesi ile gerçekleştirilebilir. Çevre sorunlarının çözümü, sadece hükümetler, kamu kuruluşları, özel sektör, çevreci ve bilinçli sivil toplum kuruluşlarının gayreti ile mümkün olsaydı, bugün gelinen noktada olunmazdı. Dünyamızın daha yaşanabilir olması ve dünyayı tehdit eden küresel çevre sorunlarının asgariye indirilebilmesi için, yukarıda sayılan tüm tarafların, ortak bir bilinç, gayret ve tarafsız bir yaklaşımla çözüm için gerekirse global organizasyonlarla mücadele edilmeli ayrıca bireylerin aktif katılımı da sağlanmalıdır. İnsanların, çevreyi kendi amaçları doğrultusunda binlerce yıldan beri kullandığını görmekteyiz. Kapitalist toplum bir taraftan ticaret ve üretim hacmi ile diğer taraftan yirmi birinci yüzyılda doğanın dengesini bozacak miktarda enerji üretmeye ve tüketmeye başladı. Çevre sorunları ile baş etmenin bir başka boyutu ise, sosyal eşitsizlikler ile mücadele etmekten geçmektedir. Bu çerçevede bozulmaya uğramış sosyal dokunun yeniden yapılandırılması, çevrenin uğradığı zararların giderilmesi açısından önem arz etmektedir. İşte tam burada bu mücadele için, tarafsız ve çıkarsız ortak politik yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Günümüzde çevre konusunun sürekli olarak siyasal zeminin içine çekilmeye başlanmasının bir başka önemli nedeni ekonomik büyümedir. Bazı otoritelere göre, çevreciliği partiler üstü bir devlet politikası olarak görmek gerekir. Yani çevreciliği apolitik bir olgu olarak değerlendirmek gerekir. Halbuki günümüzde çevrenin korunmasına ilişkin tercih ve tutumlar maalesef siyasal ve ideolojiktir. Ülkemizde çevre konusunun farklı zeminlere çekilerek iktidar savaşlarında araç olarak kullanılmaya başlanması, siyasilerin çevre sorunlarının çözümüne yaklaşımlarını da tartışılacak bir seviyeye getirmiştir. Bu nedenle çevre popülist politikaların uygulanmasına çok müsait olup, siyasetçilerin kolay siyaset yapmalarına neden olmaktadır. Çevreyi kurtarmanın çaresi, politik amaçlardan uzak tutulmasındadır.

Son Yazılar