Reklam
  • Reklam
Tebligat deyip geçmeyin!
SAMİ AKDAĞ

SAMİ AKDAĞ

Cam Tavanlar

Tebligat deyip geçmeyin!

12 Temmuz 2016 - 14:21

Son makalemde,Ülkemizde gerek toplumsal olarak ve gerekse devleti yöneten kurumların tamamı açısından, tebligatın insan yaşamındaki ve devlet yönetimindeki mana ve önemi hakkında ciddi bir bilinçsizliğin mevcut olduğunu,tebligat okur-yazarlığımızın neredeyse hiç olmadığını,toplum olarak tebligat bilincimizin deyim yerindeyse dumura uğradığını,tebligat farkındalığımızın hiç gelişmediğini, sonuç itibariyle ülke genelinde derinlerde büyük bir yaranın kanamakta olduğunu belirtmiştim.
Gerçekten de, hukuka bağlı bir devlet, hukuki sonuç doğurucu tüm işlemlerinde vatandaşı ile tebligat aracılığı ile konuşur(İdari işlemlerin tebliğinde böyledir.), konuşmalıdır da, yine hukuka bağlı bir devlet hukuki sonu doğurucu tüm işlemlerde vatandaşlarını biribirleriyle, tebligat aracılığı ile konuşturur. (yargısal tebligatlarda durum böyledir.) Ayrıca Devletin taraf olduğu yargısal süreçlerde de aynı kural geçerlidir.(kamulaştırma,ceza davalarında durum böyledir.)
Kısaca ifade etmek gerekirse, usulüne uygun ve geçerli bir tebligat işlemi, tüm  idari işlemlerin ve tüm yargısal süreçlerin her aşamasında olmazsa olmaz bir merasimdir. Hukuki tüm süreçler usulüne uygun tebligatla başlar,ve usulüne uygun tebligat ile sona erer.
Tebligat çıkarma sürecini başlatan ister Devlet olsun(Kamu davası sebebiyle) , isterse siz olun(örneğin İcra takibi yaparak) sizin gibi etten kemikten müteşekkil, duyguları olan, ailesi olan, işi gücü ve bir düzeni olan birinin hayatına dokunmaktasınız. Bu kişiye tebligatla dokunduktan sonra artık o kişinin hayatı, tebligattan önceki durumdan bambaşka bir boyuta geçecek demektir.
Demem o ki, eğer yapılan bir tebligat usulsüz veya geçersiz ise, bu usulsüzlük ve geçersizlik ciddi şekilde ele alınıp tamir edilmezse, sadece muhatabınızın değil,onun ailesinin de, işyeri varsa çalışanının da, hatta bu tebligat yolsuzluğunu duyan çevresindeki insanların Devlete,hukuka ve yargıya olan güveni de yerle bir olur.
En özlü ifadeyle tebligat adeta bir devletin iskelet, yargının ise omurga sistemi gibidir. Tebligat yalnız adil yargılamanın alt bileşeni olan hukuki dinlenilme hakkının teminatı değil, aynı zamanda bundan daha fazlasıdır. Zira tebligat, kamu kurumlarının yolladığı idari tebligatlar yönünden vatandaşın adil yönetim talebinin de teminatıdır.Vatandaş ancak usulüne uygun tebligat sayesinde “ey devlet, beni adil yargıla ve adil yönet” deme imkanına kavuşabilir.
Ülkede tebligatın ne durumda olduğuna bakacak olursak, ne yazık ki, bu konuda iç açıcı şeyler söyleyemeyeceğiz. Zira bu konuda gerek uygulayıcılarda ve gerekse bireylerde yeterli düzeyde bilinç ve duyarlılık mevcut olmadığı gibi, bunun da ötesinde ne acıdır ki bu ülkede tebligatın bir sahibi de yoktur. 
Tebligatla ilgili sorunların kaynakları çok geniş bir makalenin hatta bir kitabın konusu olacak kapsamda olduğundan,  bu kısa makalede ancak bunların birkaçına temasla yetinebilirim. Belediyelerin sokak ve cadde isimlerini sıksık değiştirmek suretiyle postacıların kafasını karıştırması, adres değişikliğinin eskisi gibi muhtarlıktan (ilmuhaber alınarak) değil, nüfus müdürlüğünden yapılması, postacıların tebligat kanununa ve yönetmeliğine uygun tebligat yapmaması,İdarecilerin ve hukukçuların hukuki  işlemleri sürdürürken, tebligatın geçerliliğine ve usulüne uygunluğuna gereken dikkat ve özeni göstermemesi(İcra takip ve ihale dosyalarında tebligat usulsüzlüklerinin oranının %90 olduğu beyan edilmektedir.),Vatandaşın tebligat sevmez bir tutum içerisinde olması,kaçarak tebligattan kurtulabileceğini zannetmesi. Nedenler çok daha fazla uzatılabilirse de bu konuyu burada keserek, makalemdeki esas mesaja  geçmek istiyorum.
Tebligat deyip geçmeyin,
Eğer size bir tebligat yapıldı ve gerçekten haklı bir itiraz sebebiniz var, ancak herhangi bir sebeple süreyi kaçırdığınızı düşünüyorsanız, hemen telaşa kapılmamanızı öneririm. Zira,tebligat müessesesi  ülkemizde o denli sahipsiz ve çıkarılan tebligatlar o denli özensizdir ki, tekrar ifade etmeme izin verin, tarafınıza gönderilen o tebligat eğer usulüne uygun ve geçerli olsaydı, itiraz için sürenizde dolmamış olsaydı, gerçekten de güçlü ve haklı bir itirazda veya beyanda bulunabilecektiyseniz, bu noktada bir umut ışığına dikkatinizi çekmek istiyorum. Öyle ki, tebligat sorunlarına neden olan bataklık kaynakları kurutulmadığı müddetçe, bu umut ışığı da sonsuza kadar yanacak demektir.
Şöyle ki; Derhal avukatınıza müracaat ediniz. Zira, cevap veya itiraz süresinin geçtiğini zanettiğiniz o tebligat işleminde %90 ihtimalle bir açık bulabilecek, cevabınızı veya itirazınızı sözkonusuhukuki işlemle ilgili kayıtlara geçirterek,  hakkınızdaki davanın veya takibin seyrini kökten değiştirebileceksiniz. Tebligatlarınıza sahip çıkmanız dileği ile sevgiler...

 

Son Yazılar