Okunma Sayısı: 2946 Kişi
![]() |
| -Enver DEMİR- | edemirxl@hotmail.com |
| Neyi oylayacağız… | |
07/09/2010
|
|
| Anayasa değişikliği için yapılacak referanduma bir aydan daha kısa bir süre kaldı. Türk toplumunun hafızasında oldukça büyük yer tutan 12 Eylül askeri darbesinin 30. yıl dönümünde, Türkiye yine tarihi bir olaya şahitlik yapacak, tıpkı 12 Eylül Askeri Darbesi gibi, 12 Eylül Anayasa Değişikliği Referandumu da sonuçları itibariyle yıllarca etkisinden kurtulamayacağımız bir hal alabilir. Referandum sonucunda, demokrasilerin olmazsa olmazı olan 3 Erk, ( Yasama, Yürütme, Yargı ) ikiye inebilir, artık yürütmenin bir yargısı olabilir. Başbakan Erdoğan’ın sıkça söylediği; Benim Valim ! Benim Bürokratım ! Gibi söylemlerine bir yenisi daha eklenebilir. Benim Hakimim ! Öyle ki, Başbakan kendisi gibi düşünmeyen Yarsav’la ilgili, onlara hiç güvenmiyorum, bu konuda bir şeyler yapmak lazım diyerek ,Yarsav’ın kapatılmasını istediğini açıkça belli etti. Kendisi gibi düşünmeyen hiç kimseye yaşama hakkı vermediğini gördüğümüz birinin yaptığı icraatları demokratikleşme adına yaptığını söylemesi ne kadar ilginç değil mi? Yarsavı Beğenmeyen Başbakan, yarın sendikasını beğenmediği Memur ya da Bürokrat hakkında da işten çıkarma, ya da sevmediği sendikayı kapatma isteği duyar mı bilinmez ama, sürecin demokratikleşmeye doğru gitmediğini görmek için dahi olmaya gerek yok. Peki bu hükümetin hiç mi iyi bir yönü yok sorusuyla çok sık karşılaşırım ben. Böyle diyenlere de cevabım; olmaz mı ? Gündemi belirlemekte, istediklerini tartıştırıp, istediklerini gündemden uzak tutmakta onlardan iyisi yok! 12 Eylül Darbecilerini yargılama adı altında, yargı kontrol altına alınmaya çalışılır, geçmişte hükümetin karşısına sorun olarak çıkmış her kurumun yapısı, yetkisi, içeriği değiştirilmek istenir, Türkiye geleceğini oylamaya hazırlanırken, her Türk vatandaşı gibi ben de Evet mi desem ? Hayır mı desem ? diye düşünmeye başladım. Yoğun çalışma temposu ve şehrin karmaşası altında hafızamı toparlayamadığım için, eski gazete ve dergilere, son 3-5 yılda yazılmış kitaplara bir göz atma ihtiyacı duydum. Bu kitap, dergi ve gazeteleri karıştırırken, bir kez daha gördüm ki; insanoğlu çok garip ve ilginç bir varlık. Hepimiz birer hafızaya sahibiz. Bu hafızalarda biriktirdiklerimiz bizim arşivimizi oluşturuyor. Bizim gelişmemiz, milletlerin gelişmesi ve kültür birikimlerimiz de belleğimizdeki bu arşivin iyi kullanılmasıyla alakalı bir konu. Ancak; aynı insan hafızasının sorunlu-arızalı bir yanı var; UNUTMAK. Eskiler buna “hafıza i beşer nisyan ile malüldür” derlermiş. Unutulmaması gereken bir konuyu unutmak bazen insanı üzebilir. Fatura ödemeyi unutursunuz, elektriğiniz, suyunuz kesilir, evlenme yıldönümünüzü unutur, eşinizle sorun yaşayabilirsiniz. Bunları telafi etmek mümkündür. Ancak; İnsanın, Milletlerin unutmaması gereken şeyler de vardır. Hele ki, Ülkenin geleceği konusunda hassasiyeti olan, bu konularda fikir üretip yol gösteren bir camianın mensubu olanların, daha dikkatli olması ve ülkenin yönetimini elinde bulunduranların icraatlarını unutmaması gerekir.8 yıldır,ülkenin yönetimini elinde bulunduran, Akp hükümetinin icraatlarına bir göz atalım. Nedir bu icraatlar ? Referandumda neden HAYIR? - Kamu da pervasızca yapılan kadrolaşma neticesinde, kendilerinden olmayan memurları tasfiye ederek, silik,liyakatsiz, 3.cü-5.ci sınıf amir ve memurlar atamışlardır. Devlet kadrolarında yapılan kadrolaşmayı unutacakmıyız ? HAYIR, - Anayasa değişiklik paketinde, sözde ”memurlara toplu sözleşme hakkı getiriliyor” denilerek, kamu çalışanlarının da ağzına bir parmak bal çalınmak istenmiştir. İşin aslı şudur; 4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları yasasına göre yapılmakta olan,”toplu görüşmelerin” adı değiştirilerek “toplu sözleşme” yapılmıştır. Toplu Sözleşmelerde anlaşmazlık halinde, çözüm yine uzlaştırma kuruluna bırakılıyor. Uzlaştırma kurulunu ise hükümet atıyor ve uzlaştırma kurulu kararlarına itiraz edilemiyor. Bu değişiklik, memur açısından bırakın kazancı, kesinlikle geriye gitmektir.Bunu kabul edecekmiyiz ? HAYIR - Habur da göçebe mahkemeler kurup, teröristleri salıveren, Adalet Bakanlığı ve Akp hükümetinin icraatlarını unutacakmıyız ? HAYIR, - Habur a müsteşarını gönderip, Türkiye Cumhuriyeti Devletini teslim alma edasıyla yurda giren teröristleri karşılatan , İçişleri Bakanını unutacakmıyız ? HAYIR, - Habur dan yurda giren teröristler rahatsız olmasın diyerek, Habur Gümrüğündeki Binalardan, Atatürk Posterleri ve Türk Bayraklarını toplatan zihniyeti unutacakmıyız ? HAYIR, - Tunceli de bir toplantıda, ” Türk Bayrağının yanına, Sarı-Kırmızı-Yeşil Bayrağımızı assak ne olur” diyen, Diyarbakır Belediye Başkanının sözlerini unutacakmıyız ? HAYIR, - Açılım politikaları ile, milleti birbirine düşüren, en son İnegöl ve Dörtyol da meydana gelen ve Ülkeyi etnik bir çatışmanın eşiğine getiren Akp hükümeti ve onun başının icraatlarını unutacakmıyız? HAYIR, - Pkk İmralıdan aldığı talimatlar doğrultusunda,Türkiye Cumhuriyeti Devletine ”Demokratik Özerklik” talepli çözüm diretiyor.Akp hükümeti ise,bu dayatmaları da tepkisiz bir şekilde dinliyor. Bunu kabul edecekmiyiz ? HAYIR, - Terör örgütü, 20 Eylül e kadar ateşkes ilan etmek suretiyle, Akp hükümetine bir kıyak geçiyor ve Akp ye, “Referandum sürecinde , terörü alt ettim propagandası yapabilirsin ” ancak; bu arada “demokratik özerklik” talebimizi de iyi düşün.Dersine çalışıp çalışmadığına, 20 Eylül den sonra bakacağız, diyor.Bütün bu olup biteni,Ülkemizin bölünme talebi karşısında,sessiz kalan zihniyetin iktidarını onaylayacakmıyız ? HAYIR. Bu liste böyle uzayıp gider. Bir gerçek var ki, ülke iyi yönetilmiyor. Referandum, bu hükümetin ülke yönetiminden uzaklaştırılması için önümüze gelen bir fırsattır.Türk Milleti bu fırsatı iyi değerlendirmelidir. |
|
(0) Yorum |
|