Eşref EKER

Eşref EKER Yazi Türk tarihinde Türk kadını
04 Kasım 2011, 09:58 Cuma (2488)
18 Punto
16 Punto
14 Punto
12 Punto
Karakter Boyutu

Türk tarihinde Türk kadını

'Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim" diyemez.'
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK KADINI
   Kurtuluş Savaşında vermiş olduğu büyük mücadelede erkeği ile omuz omuza cephedeki yerini almış, düşmana karşı silâhı ile savaşarak, cepheye mermi taşıyarak, yaralı askerleri tedavi ederek, silâh ve giyecek imal ederek, vatanın kurtuluşunda ve bu günlere ulaşmamızda hak sahibi olmuştur.
-  Tarih boyunca Türk kadını, hayatın her safhasında erkeğin yanında yer alarak sorumlulukları paylaşmıştır.
-  Kurtuluş Savaşında vermiş olduğu büyük mücadelede erkeği ile omuz omuza cephedeki yerini almış, düşmana karşı silâhı ile savaşarak, cepheye mermi taşıyarak, yaralı askerleri tedavi ederek, silâh ve giyecek imal ederek, vatanın kurtuluşunda ve bu günlere ulaşmamızda hak sahibi olmuştur.
-  İşte o Türk kadını kapanan köyünün yolunu açmaya gelen ekipleri doyurdu, sıcak ekmeğini paylaştı.
-  Kahramanlık destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nda Türk kadın savaşçılar Gelibolu Yarımadası’nın her karış toprağında yatan Mehmetçiklerin yanında göğüs göğüse çarpıştı.
Anadolu’nun düşmana karşı şahlandığı milli mücadele döneminde Türk kadını vatan savunmasında erkekler ile beraber çok anlamlı hizmetler yapmıştır.
Tarih boyunca Türk kadını hayatın her safhasında erkeklerin yanında her
türlü sorumlulukları paylaşmış, özellikle
Kurtuluş Savaşı’nda, mücadelenin
her döneminde bu kutsal savaşa destek vermiştir. Nitekim *Mustafa Kemal
Atatürk “Dünyada hiçbir milletin kadını, *’Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar
himmet gösterdim’ *diyemez”* demek suretiyle kahraman kadınlarımızın
değerini veciz bir şekilde ifade etmiş ve onları hak ettikleri şekilde onurlandırmıştır.Bilindiği gibi Kurtuluş Savaşı’nda ordumuzun hayat membaını kadınlarımız oluşturmuş, böylece ülkemizin varlığında çok önemli bir rol oynamışlarıdır.
Anadolu’nun düşmana karşı şahlandığı milli mücadele döneminde Türk kadını vatan savunmasında erkeklerle beraber çok anlamlı hizmetler yapmıştır. Bu savaşta Türk kadınının kahramanlıkları, vatan uğrunda hayatını hiçe sayarak yaptığı fedakârlıkları, İstiklal Savaşımızın kazanılmasında en büyük etken olmuştur. Bu nedenle cumhuriyetimizin temelinde Türk kadınının çok büyük emeği, kanı ve gözyaşı vardır.
  Onlarda bizlerle aynı kanı taşıyan kadınlar! İşte Türk Kadınları!! Vatanı ve milleti için yaşamış-Şehit olmuş kadınlarımız!

NENE HATUN
1857-1955
Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Çeperler Köyü’nde dünyaya gelen Nene Hatun,henüz 20 yaşında bir gelinken 1877-1878 yılları arasında yapılan Türk-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Aziziye Tabyası’nı sopayla,taşla, kazma, kürekle savunanlara katılarak cesurca savaştı.Daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşı’nda şehit verdi. 1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa’nın gayretleriyle kendisine “3. Ordunun Nenesi” ünvanı verilip, cüzi de bir maaş bağlandı ve 1955 yılında anneler gününde “Yılın Annesi” seçildi. Erzurum manevraları sırasında Amerikan Generali Ridgway bu yüce insanın elini öptü. Nene Hatun bir kahramanlık ve analık sembolü olarak 98 yaşına kadar yaşadı.

HALİDE ONBAŞI (EDİP ADIVAR)
(1884-1964)
1919'da Sultanahmet Meydanı'ndaki mitingde halkı işgallere karşı uyandırmak için yaptığı etkili konuşma sonrası hakkında tevkif kararı çıktı.1920'de Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşı'na katıldı.İstanbul Hükümeti tarafından Mustafa Kemal ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. Mustafa Kemal onu Garp Cephesine tayin etti. Kendisine önce “onbaşı” , sonra da “üstçavuş” rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü. 1917'de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939'a kadar dış ülkelerde yaşadı. 1939'da İstanbul'a dönen Adıvar 1940'ta İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü Başkanı oldu, 1950'de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954'te istifa ederek evine çekildi ve 1964'te öldü. Değerli kahramanımız Kurtuluş Savaşını ve Türk kadınlarının mücadelesini anlatan ve Türk klasikleri arasına giren pek çok esere imza atmıştır.

NEZAHAT ONBAŞI
Eşini yitiren 70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey, 8 yaşındaki kızı Nezahat'ı kimseye emanet edemeyip, yanına almıştı. Küçük Nezahat Çanakkale cephesinde muharebe havasına alışmış, Alay İzmit'e nakledildiğinde talimlere katılarak mükemmel at binmesini, silah kullanmasını öğrenmiş ve 12 yaşında "onbaşı" rütbesini almıştı. Babasının yanında cepheden cepheye koşmuş, çarpışmalara girmiş ve 100'den fazla düşman askeri öldürmüştü.
Nezahat Onbaşı 30 Ocak 1921 yılında T.C.’nin İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmesi önerilen ilk vatandaşıdır ve bu öneri TBMM’ de hararetle kabul edilmiş, ancak Kurtuluş Savaşı’nın hengamesi içinde işleme konulamamış, daha sonra da kararın yerine getirilmesi unutulmuştu. TBMM’nin “Şükran Belgesi’ne” 65 yıl sonra 78 yaşında bir nine iken kavuşmuştu.

ŞERİFE BACI
1921 yılı Kasım ayında İnebolu'ya önemli miktarda savaş malzemesi gelmişti. Malzemenin bir an önce Kastamonu'ya iletilmesi gerekti. Cepheye gidemeyip de köylerinde kalan yaşlılar sakatlar, kadınlar, Menzil komutanlığının malzeme taşınması haberi üzerine kağnılarla yola çıktı. İnebolu'dan kağnılara yüklenen cephaneler Kastamonu'ya doğru yol aldı. Bu cephane kollarında hep kadınlar vardı. Bunlardan biri de Şerife Bacı idi. Şerife Bacı top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve soğuktan ölmüştü, ama ölene kadar vücut sıcaklığını yavrusuna vermişti. Bugün Kastamonu'da şanına layık güzel bir anıtı var. Kastamonulular şehit Şerife Bacı’nın adını her yerde yaşatıyorlar.

FATMA SEHER ERDEN
(ERZURUMLU KARA FATMA)
1888’de Erzurum’da doğdu. Subay Suat Derviş Bey ile evlenip Balkan Savaşı’na katıldı.I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesine gitti.1919'daki Kongre günlerinde, Mustafa Kemal'le bizzat görüşebilmek için Sivas'a gitti.Bu görüşmenin ardından, Milis Müfreze Komutanı olarak Batı Cephesinde görevlendirildi. 300 kişiyi aşkın birliği ile Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Mehmetçikle birlikte destanlar yazdı. Büyük Taarruz’un ilk günlerinde General Trikupis‘in birliğine esir düşmüşse de, kaçarak yeniden müfrezesinin başına geçmişti.Kahraman kadın Kurtuluş Savaşı’ndan sonra “üst teğmen” rütbesi ile emekli oldu. Emekli maaşını Kızılay’a bağışladı. 1954 yılında TBMM kendisine yeni aylık tespit etti.

HALİME ÇAVUŞ (KOCABIYIK)
Kastamonulu Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşı’na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi traş oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Gün geldi savaş bitti, ancak o ne asker üniformasını çıkardı ne de her sabah traş olmaktan vazgeçti. Savaş sonrası Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara’ya çağrıldı. O’nun “ Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol” önerisine “Annem babam beni bekler” şeklinde cevap veren Halime Çavuş, “Ben ana-babaya itiatli evlada saygı duyarım” diyen Mustafa Kemal Paşa tarafından çeşitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve kendisine maaş da bağlandı.

HAFIZ SELMAN İZBELİ
Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu kurucularından ve Kastamonu’da ilk kadın meclisi üyesi, sıkı bir Atatürk hayranı ve kendi deyimiyle bir “Cumhuriyet kadını” idi…Kurtuluş Savaşı sırasında Kastamonu’ daki kadınları toplamış, asker için çorap, kazak, fanila ördürüp cepheye göndermişti. Asker Kastamonu’ya geldiğinde hepsini yolda karşılayıp doyurmuştu. Mustafa Kemal’in Kastamonu’ya geldiği sırada İzbeli Konağı’nı ziyaret ettiği ve karşılıklı kahve içtikleri söylenmektedir.

GÖRDESLİ MAKBULE HANIM
1921’de eşi Ustrumcalı Ali Efe ile birlikte Milli Mücadelede çete savaşlarına katılmıştı. 17 Mart 1922’de Akhisar Sungurlu hududu üzerinde bulunan Koca Yayla’da elinde silah düşmanla en ön safta savaşırken başından vurularak şehit edilmişti. Henüz 21 yaşındaydı.

ÇETE EMİR AYŞE
Yunan askeri Aydın’a doğru geldiğinde iki arkadaşı ile birlikte Menderes’in diğer tarafına geçmeye çalışan Emir Ayşe, arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması sonucunda geri dönmüş ve Çanakkale’de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, dağa çıkmış, Yörük Ali Efe’ye katılmıştı. Aydın’ın kurtuluşu olan 7 Eylül tarihine kadar Yunanlılarla savaşmıştı. Savaş sonrası Atatürk İstasyon Meydanı’nda Çete Emir Ayşe’nin de aralarında bulunduğu kahramanlara İstiklal Madalyası takmıştı. “Savaştım Yunana karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyasıdır” demişti.

TAYYAR RAHMİYE
Adanalı Rahmiye Hanım 9.Tümenin 1920 yılında Fransızlar ile yaptığı muharebeye müfrezesiyle katılmıştı. Başlıca görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmıştı ve bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. 1920’de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraksama olunca “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” demiş ve aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olmuştu.

TARSUSLU KARA FATMA (ADİLE ONBAŞI)
Asıl adı Adile olan, Adile hala, Adile Onbaşı diye bilinen kahraman silah arkadaşları arasında “Kara Fatma” olarak anılırdı. 8-10 kişilik milis kuvvetiyle Afyon Savaşı’na katılmış, Tarsus’un kurtarılmasında da büyük yararlılıklar göstermiştir.

KILAVUZ HATİCE
Adana’da Fransızlar’a karşı verilen mücadelede yer alan ve milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice, 8 Mayıs 1920’de milli kuvvetler Pozantı’da taarruza başladığında, kritik bir duruma düşen Fransızları kandırarak kılavuzluk etmişti. Hatice, kılavuzluk yaptığı Fransızlar’a yanlış yol göstererek Karboğazı’ na sokmuştu. Boğazda sıkışan Fransızlar, Türk askerine esir düşmüştü.

SAİME HANIM
Milli Mücadele döneminde 15 Mayıs 1919’da Kadıköy’de düzenlenen mitingde yer almış, mitingden sonra tutuklandıysa da kaçarak mücadeleye katılmış, yaralanmış ve İstiklal Madalyası almıştı. Savaştan sonra İstanbul Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapmıştı.

YİRİK FATMA
Gaziantep’te Fransızlara karşı verilen savaşta (1920/1921) çete teşkilatına katılmak isteyen Yirik Fatma gelmesini istemeyenlere karşı «Benim kanım, sizinkinden daha mı şirindir?» cevabını vermiş ve çetecilerle birlikte yola çıkmıştı.

NACİYE HANIM
20 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul Üsküdar’da düzenlenen mitinge katılan ve söz alan kahramanımız bu mücadelede kadınların da erkeklere yardım edeceği konusunda teminat vermişti.

FAİKA HAKKI
1919’un Kasım ayında Erzurum Kız Lisesi Müdiresi Faika Hakkı, Muradiye Camii’nde toplanan kadınlara hitaben yaptığı konuşmada, onları etkin protestolarda bulunmaya çağırmıştı. Onun teklifi ile İstanbul’u işgal etmiş olan İtilaf kuvvetleri temsilcilerine ve ABD Senatörlerine tepki telgrafları çekilmişti.

SULTAN HANIM
Adana bölgesinde çarpışan partizan müfrezesi geçici olarak Toros Dağlarından geri çekilirken, inekleriyle beraber onlara katılmış, çete dağda kaldıkça ineklerinin sütüyle onları beslemişti. Müfrezedekiler onu sevgiyle “anne” diye çağırmıştı.

SÜREYYA SÜLÜN HANIM
Van doğumlu Süreyya Hanım Erek kasabasında 500 kişilik bir çeteye katılmış, 1,5 aylık bir çatışmadan sonra yaralanınca Erzurum’a dönmüştü.

NAZİFE KADIN
9 Mart 1922’de Çanakkale Bigadiç civarını kuşatan Yunan ordusu Komutanı Nazife Kadın’dan bilgi istemiş, ancak o bilmediğini, bilse bile asla söylemeyeceğini ifade etmiş, bunun üzerine Yunanlılarca fırına atılarak şehit edilmişti.

DOMANİÇLİ HABİBE
Kurtuluş Savaşı sırasında cahil evladının düşmana yol gösterdiğini duyunca İnegöl’e inmiş, bir kurşunla oğlunu yere serip ardına bakmadan geldiği dağlara geri dönmüştü.

SATI ÇIRPAN
Millet mekteplerinde okuma yazmayı öğrenen Satı Hanım, Kurtuluş Savaşı’nda cepheye sırtında mermi taşımıştı. 1934 yılında Atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermesiyle meclise giren ilk 18 kadın milletvekilinden biri olmuştu.

BİTLİS DEFTERDARININ HANIMI
Kahramanmaraş’ta düşmana karşı verilen mücadelede en fazla yararlılık gösterenlerin arasında bulunmaktaydı. Kayabaşı Mahallesi’nde 8 düşmanı öldürmüş, daha sonra erkek elbisesi giyerek milis kuvvetlerine katılmıştı.
İnönü Savaşlarına Katılan ve Madalya Alan 12 Kadından İsimleri Tespit Edilenlerden gülenli kızı Alime, Hacı Osman kızı Fatma, Besim kızı Şükriye, Musa kızı Fatma, Veli Onbaşı kızı Ayşe, Molla İbrahim kızı Fatma, Ali kızı Ayşe, Molla Hasan kızı Fatma…

VE…
Cepheye kimi zaman kağnısı ile kimi zaman sırtında erzak,giyecek ve mermi taşımış, yaralı askerlerin tedavisini üstlenmiş , bir taraftan mitinglere, protestolara katılıp halkı işgal kuvvetlerine karşı harekete geçirmeye çabalamış, yeri gelmiş eline tüfeği alıp mücadeleye katılmış belgelerde adına rastlanmayan daha binlerce eli öpülesi,bu vatan için oğullarını şehit vermiş, vermeye devam eden  kahraman Türk kadını…

 
Türk kadınının, ilk Nene hatunlar,Halide Adıvarlarla başlayan  var olma mücadelesindeki önemli tarihler ise şöyle:

1920: İlk Türk kadın avukat Süreyya Ağaoğlu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu.
1921: Dr. Safiye Ali, Almanya’da tıp eğitimini tamamlayarak ilk Türk kadın hekim oldu.
1922: Yedi kız öğrenci, Tıbbiye’ye kayıt yaptırarak eğitime başladı.
Haziran 1923: Nezihe Muhittin’in başkanlığında ilk kadın partisi olan Kadınlar Halk Fırkası’nın kurulması girişiminde bulunuldu, kadınlara oy hakkı tanımayan 1909 tarihli Seçim Kanunu gereğince valilikçe partinin kuruluşuna onay verilmediğinden dernekleşmeye gidildi.
1924: İlk Türk kadın diş hekimi Ferdane Bozdoğan Erberk, diplomasını aldı.
1930: Türkiye’de ilk kadın yargıçlar atandı.
1933: Aydın’ın Karpuzlu köyünde ilk kadın muhtar Gül Esin, yaklaşık 500 oy alarak seçildi.
8 Şubat 1935: Türkiye Büyük Millet Meclisi 5. Dönem seçimleri sonucunda 17 kadın milletvekili ilk kez meclise girdi, ara seçimlerde bu sayı 18’e ulaştı. Mebrure Gönenç, Hatı Çırpan, Türkan Örs Baştuğ, Sabiha Gökçül Erbay, Şekibe İnsel, Hatice Özgener, Huriye Öniz Baha, Fatma Memik, Nakiye Elgün, Fakihe Öymen, Ferruh Güpgüp, Bahire Bediş Morova Aydilek, Mihri Bektaş, Meliha Ulaş, Esma Nayman, Sabiha Görkey, Seniha Hızal ile Benal Nevzad İstar Arıman, Türk kadınının temsil eden ilk vekillerdi.
1936: Eskişehir Askeri Hava Okulu’ndan mezun olan Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen dünyanın ilk kadın savaş pilotu oldu.
1950: İlk kadın belediye başkanı Müfide İlhan, Mersin’den seçildi.
1957: Türk ordusunun ilk kadın doktor subayı Dr. Sema Aran, teğmen rütbesiyle göreve başladı.
1958: Leman Altınçekiç, Eskişehir jet eğitim filosundaki eğitimini başarıyla tamamlayarak, jet pilotu brövesini taktı.
1971: İlk kadın bakan Dr. Türkan Akyol atandı.
1982: Filiz Dinçmen, Hollanda Lahey Büyükelçiliğine atandı.
1991: İlk kadın vali Lale Aytaman, Muğla’ya atandı.
1993: Alev Kılıçkeser Hottin, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulu Pilotaj Bölümü’nden mezun olarak ticari havayollarındaki ilk Türk kadın pilot oldu.
 

1993: Türkiye’nin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller, hükümeti kurdu.
1996: İlk kadın deniz subaylar, Deniz Harp Okulu’ndan mezun oldu.
2005: Tülay Tuğcu, Anayasa Mahkemesi başkanlığına seçilen ilk kadın oldu.
2007: Arzuhan Doğan Yalçındağ, TÜSİAD başkanlığına seçildi.

KADINLARIN GÜCÜNÜ HER ALANDA KANITLADILAR
İlk kadın jet pilotu Leman Altınçekiç, ilk kadın makinist Seher Aytaç, ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen, ilk kadın otomobil yarışçısı Samiye Morkaya idi. İlklere imza atarak kendilerinden sonra gelenlere örnek olan diğer Türk kadınları da şöyle:
İlk Adalet Müfettişi ve Adalet Başmüfettişi: Nazmiye Kılıç
İlk Danıştay Başkanı: Füruzan İkincioğulları
İlk Danıştay üyesi: Şükran Esmerer
İlk Hakim: Suat Berk
İlk Savcı: Tüzünkan Koçhisaroğlu
İlk Sayıştay Üyesi: Fehrunisa Etmen
İlk Yargıtay Üyesi: Melahat Ruacan
İlk Emniyet Müdürü: Feriha Sanerk
İlk Karakol Amiri: Nevlan Kulak
İlk Polis Memuru: Betül Diker
İlk Vali: Lale Aytaman
İlk Kaymakam: Özlem Bozkurt
İlk Milli Eğitim Müdürü: Güler Karakülah
İlk Milli Maç Hakemi: Lale Orta
İlk Opera Sanatçısı: Semiha Berksoy
İlk Profesör: Dr. Fazıla Şevket Giz
İlk Rektör: Prof. Dr. Saffet Rıza Alpar
İlk Subay: Ülkü Sema Toksöz
İlk TBMM Başkanvekili: Neriman Neftçi
İlk Eczacı: Rukiye Kanat Arran
İlk Gazeteci: Selma Rıza
İlk Makinist: Seher Aytaç
İlk Radyo Spikeri: Emel Gazimihal
İlk Televizyon Spikeri: Nuran Devres
 
Kaynak/AA/Atatürk Hayatı
 
Yukarıda araştırıp, derlediğim yazıda görüldüğü gibi Türk Kadının verdiği mücadeleyi gözler önüne seriyor. Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında Gazi Mustafa KEMAL ATATÜRK ve silah arkadaşlarının yanında büyük katkıları olan Türk Kadınını kısada olsa siz değerli okuyuculara anlatmaya çalıştım. Tarihten ders çıkarmamız ve Türkiye Cumhuriyeti’ni yarının nesillerine  bırakmamızda TÜRK KADININ rolü daima büyük olacaktır.
Şehit ve gazi ailelerinin ve depremde yakınlarını kaybetmiş ailelerin içim burukta olsa 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI ile Mübarek KURBAN Bayramını kutluyorum

Yorum yapın

Yorumlarınızı, tamamı büyük harflerle YAZMAYINIZ.
Küfür, hakaret, rencide edici kelimeler ve, inançlara saldırı içeren yorumlar yayımlanmamaktadır.
Yorumlarınız incelendikten sonra yayınlanacaktır (biraz zaman alabilir)
Rumuz  
1500

Yorumlar

 
Gokmen gunes
21.12.2011 02:20:10
Çok güzel bilgilendiren ve önerelim bir Yazi yazmissim kutlarım abi anlayan anlar
Yorumunu Facebook'ta yap

Bayram Kırtaş
Sizin bu şehitten haberiniz var mıydı?

Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz | Tel : +90 212 442 24 24 / Faks : +90 212 442 81 01 | ZDWEB
0,078125